Çağın En Tehlikeli Hastalıklarından Netlesfobi ve Etkileri

Netlesfobi= İnternetsiz kalma korkusu. İng. netless phobia.

1980’li yıllarda Eğitim 2.0 ekseninde planlanması, erişilmesi veya takip edilmesi çok daha uzun zaman alan bilgi, yirmi birinci yüzyılda gelişen teknoloji ve buna bağlı Eğitim 4.0 ekseninde, hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay ulaşılmakta ve geliştirilebilmektedir. İnsanların hayatlarının vazgeçilmez bir parçası haline gelen internet, aynı zamanda küreselleşme noktasında da önemli bir araçtır. İnternetin, zaman içinde gelişerek insanlara sunduğu yeniliklere her gün bir yenisinin eklenmesi sonucu, kullanım oranları her geçen gün artmaya devam etmektedir. Sadece internetin sunduğu olanakların gelişmesi değil, bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, vatandaşların artan talepleri, internet erişimine ilişkin devlet tarafından gerekli alt yapı yatırımlarının yapılması, internete erişim maliyetlerinin düşmesi ve internete erişim yöntemlerinin farklılaşması gibi temel nedenlerden dolayı bugün çevrimiçi ortamda çok yoğun ve hızlı bir bilgi akışı söz konusudur.

Ülkemizde 2012 yılı internet kullanım verilerine göre interneti işyerinde kullanma oranı %33.8, kablosuz bağlantılar vasıtasıyla kullanım oranı %5.9’dur (TÜİK, 2012). 16-74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar kullanımı %48.7 ve internet kullanımı oranı ise %47.4’dür. Bununla beraber düzenli internet kullanan bireylerin oranı ise %37.8’dir (Örücü ve Yıldız, 2014). İnternet kullanımı günümüzde hızla yayılmakta ve bağımlılık düzeyine ulaşmakta hatta yoksunluğu bir kısım kişide ciddi fizyolojik ve psikolojik sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda gün geçtikçe kullanımı artan internet, bilgisayar ve mobil aygıtların kullanım politikaları belirlenmedikçe, ortaya çıkan sonuçlar daha kontrol edilemez hale gelmektedir. Çünkü kontrolsüz gücün işletme amaçlarına yönlendirilmediği sürece bir güç olmasından söz edilmesi zordur. Bu konu, yol açtığı önemli verimlilik kayıpları ve bu alanda yapılan araştırmaların sınırlılığı düşünüldüğünde, üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu olarak ortaya çıkmaktadır (Örücü ve Yıldız, 2014).

Yaşanan bu gelişmeler, toplumdaki benzer bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini, diğer insanlarla olan söz alışverişlerini ve sosyalleşme adı altında toplandıkları ortak alanlarla olan etkileşimlerini sağlamaktadır. Teknolojide oluşan yenilikler insanlar üzerinde sosyal, toplumsal ve ekonomik değişiklikler ortaya çıkarmaktadır. Bu değişiklikler bireylere fayda sağlarken aslında zaman geçtikçe bu fayda, zarara dönüşmektedir. Bu zarar durumu ise tahmin edilenin çok ötesine kadar gidebilmektedir. Özellikle iletişim araçları bireylerin alışkanlıklarında, sosyolojik olgularında, kültürel birikimlerinde, iş hayatlarındaki sosyallikte ve eğitim anlayışlarında değişimler yaratmaktadır. Bireyler, internetin bulunmadığı yerlerde daha gergin, daha sıkılgan, kendilerini daha eksik görebilmektedirler. Bunun sonucunda Netlesfobi kavramı günümüzde yeni bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır(Güney, 2007: 208).

İnternet ve İnternet Bağımlılığı
21. yüzyıl ile birlikte teknolojide yaşanan gelişmelerle etkileşim açısından uzaklık ve yakınlık kavramları arasında anlam kayması meydana gelmiştir. Teknoloji alanında yaşanan olumlu gelişmeler, çok yönlü etkileşime imkân sağlayan “İnternet” kavramının doğmasına neden olmuştur. İnternet, İntranet (işletme içi İnternet) ve Extranetler (işletmeler arası İnternet) sayesinde kişiler, gruplar ya da kurumlar arası sistematik bir ilişki sağlayan elektronik bir ağdır (Altınbaşak ve Karaca, 2009: 465).

We Are Social ve Hootsuite’in 2018 yılı Digital in 2018 raporu, dünyanın dört bir yanında interneti kullanan 4 milyardan fazla insan bulunduğunu ortaya koymaktadır. 2018’deki internet kullanıcı sayısı yıllık %7 artış ile 4.021 milyar olmuştur. Ayrıca rapora göre dünya nüfusunun yarısından fazlası artık çevrimiçi durumdadır. En son verilere göre, bir milyar yeni kullanıcının yaklaşık dörtte biri 2017 yılında ilk kez çevrimiçi olmuşlardır (2018 Dijital Raporu, https://wearesocial.com). Görüldüğü üzere, dünya nüfusunun yarısından fazlası internet kullanmaktadır. Türkiye ise, 12 Nisan 1993’te, TÜBİTAK ve ODTÜ işbirliği ile başlatılan Devlet Planlama Teşkilatının TR-NET projesi çerçevesinde ilk kez internete bağlanmıştır (www.bilimgenc.tubitak.gov.tr). We Are Social ve Hootsuite’in 2018 yılında Digital in 2018 raporu kapsamında hazırladığı “Digital in 2018 in Western Asia” raporuna göre, Türkiye’de nüfusun %67’sine karşılık gelen 54 milyon internet kullanıcısı bulunmaktadır. Türkiye’de yetişkin bireylerin yalnızca %2’sinin cep telefonu kullanmadığı, cep telefonu kullanıcılarının ise %77’sinin akıllı telefon kullandığı belirtilmektedir (2018 Dijital Raporu: Batı Asya Bölüm 1 Kuzey-Batı, https://kepios.com).

Tablet bilgisayarların kullanımın yaygınlaşması ve akıllı telefonlarla internete erişimin kolaylaşması sonucunda insanların internette geçirmiş oldukları sürelerde artışlar meydana gelmiş ve internet kullanım alanları, yer fark etmeksizin yaşamın tamamını kapsayacak şekilde genişlemiştir. İnternette geçirilen sürenin artması da internet bağımlılığı kavramının doğmasına neden olmuştur (Aksoy, 2015: 368-369). İnternetin dünyada hızla yayılması, farklı disiplinlerin konuyu ele almasına ve insanlar üzerinde yarattığı etkilerinin araştırılmasına neden olmuştur (Durak Batıgün ve Kılıç, 2011: 2). İnternetin ortaya çıkış amacı bilgiye basit, ucuz, süratli ve emniyetli ulaşmak ve iletişimi kolaylaştırmak iken, internetin tahmin edilenden de hızlı yaygınlaşması patolojik aşırı kullanıma ve yeni bir bağımlılık türü olarak nitelenebilecek internet bağımlılığına yol açmaya başlamıştır (Arısoy, 2009: 55).

İlk olarak İngiltere’de 1991 yılında Shotton, bilgisayar bağımlılığı; 1996 yılında ise Griffiths, teknoloji bağımlılığı eğilimleri üzerine çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalardan sonra internet bağımlılığı terim olarak ilk kez Ivan Goldberg tarafından kullanılmıştır. İnternet bağımlılığını bilimsel olarak ilk ortaya atan Young (2004) ise internet bağımlılığını genel olarak interneti aşırı kullanma isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, yoksun kalındığında aşırı sinirlilik hali ve saldırganlık olması ve kişinin iş, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlamıştır (Akman ve Işık, 2018: 23).

Akıllı mobil cihazlarda ve bilgisayarlarda harcanan zamanın internet bağımlılığının yanı sıra Netlessphobia ve Nomophobia gibi çeşitli psikolojik bozuklukları ve Karpal Tünel Sendromu, bel ve boyun sertliği gibi bedensel rahatsızlıkları da arttırdığı görülmektedir (Övür, 2017: 28). Gelişen çağa hızla ayak uyduran ülkemizde de internet kullanımının giderek yaygınlaşması nedeniyle bu tanımlanan bozukluklar için uygun bir zemin oluşmaktadır.

İnternetin Türkiye’de kullanılmaya başlandığı tarih dikkate alındığında, ülkemizde internet bağımlılığı üzerine yapılan çalışmaların sayısının çok fazla olduğu görülmektedir. Bu, internet bağımlılığının ne kadar ciddi bir problem olduğunu açıkça göstermektedir (Aksoy, 2015: 369). Bununla birlikte internet bağımlılığı ilerleyen aşamalarda yeni bir ivme kazanarak insanlarda internetsiz kalma korkusu meydana getirmektedir (Akman ve Işık, 2018: 23).

Netlesfobi

İnternet denilen ağ artık fakir-zengin, kırsal-şehir demeden yeni teknolojilerle tüm insanları kapsamaya başlamıştır. Zamanla kullanımının bu kadar yaygınlaşması ve yeni neslin doğduğundan beri bu teknolojiye maruz kalması, hayatlarının bir parçası olması nedeniyle artık günümüz insanının koparılmaz bir parçası haline gelmiştir (Öztürk, 2015: 633).

Tüm sosyal ağlar, elektronik alışveriş olanakları, e-devlet, e-bankacılık gibi hayata katılan teknolojiler günümüz insanını internet bağımlılığına sürüklemektedir. Bazen sosyalleşme ve devamlı iletişimde kalma arzusu, bazen tam tersi olarak reel hayattan uzaklaşmak; kişiliğini, fiziğini saklayacağı anonim bir ortam olarak internete sığınma isteği, insanları internetsiz olamamaya itmektedir.

İngilizce “Being Netless Fobia” kısaltması olarak ilk defa AB Bakanlığı TR-11-E163-2013-R1 nolu Gençlik Programı Alt-Eylem 1.1 Gençlik Değişimleri “Esc Netlessfobia Live ur Teenage Utopia” projesinde “İnternetsiz Kalma Korkusu” anlamında kullanılan netlesfobi, bir metafordan yola çıkarak belirli yönleriyle fobik özellikler gösteren ruhsal bir sıkıntıya göndermede bulunmak için ortaya konulmuştur. Bir fobi olarak sunmak şu an için mümkün olmamakla birlikte “İnternet Bağımlılığı” ve “Nomofobi” ile ele alındığında tamamlayıcı ve daha bütüncül bir sorunu ortaya koyduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Netlesfobi, internet bağımlılığında yer alan “Yoğun İnternet Kullanımı”, “Patolojik İnternet Kullanımı”ndan daha öte, “Kişinin İnternetsiz ortamlarda kalamama ve bu durumdan yoğun endişe ve rahatsızlık duymasıdır” şeklinde tanımlanmaktadır (Öztürk, 2015: 633).

Bireyin “Netlesfobik” olarak tanımlanması için sadece internet araçları ve sosyal medya araçlarıyla çok zaman geçirmesi veya sürekli internette aktif olup akıllı telefon, mobil veriler, taşınabilir tabletler gibi birçok teknolojik aygıtı yanında bulundurması yeterli değildir. Bireyin; internetsiz ortamlarda büyük sıkıntı içinde olması, internetsiz ortamlarda fiziksel ve ruhsal tepkimeler yaşaması, her zaman ve her yerde internette olabilmek için sebepler üretmesi, aklında her zaman kendi sosyal medya hesaplarını güncelleme ya da beğenilere, takip ettiği kişilerin sayfalarına bakma isteğinde olması gerekir. Sonuç olarak Netlesfobi kavramının belirtileri bireyin; üçten fazla internete bağlı bilgisayar, taşınabilir tablet, akıllı telefon gibi teknolojik aygıtları bir arada kullanması, sosyal hayatında interneti olan yerleri tercih etmesi, günde sekiz saatten fazla internette aktif olması, internete bağlanamadığında ya da bağlantısı kesintiye uğradığında hayatın durduğunu hissetmesi, İnternet kesildiğinde çevresindeki ya da takipte bulunduğu insanların hayatlarından bir şeyleri kaçırdığını, hatta diğer insanlardan geride kalacağını düşünmesi, sahibi olduğu akıllı cihazları uyuyor dahi olsa rahat ulaşabileceği yerde bulundurması, sosyal medya hesaplarına gelen bildiri, mesaj, beğeni sesinden ve görüntülerinden haz alması, internetten kısa süre dahi uzak kalamaması, kendi gücü yerine sürekli olarak internet ve onun aygıtlarının gücünü tercih etmesi şeklinde sıralanabilir (Öztürk, 2015: 634).

Netlesfobinin Bireysel ve Örgütsel Etkileri

Netlesfobisi olan iş gören, istem dışı olarak olsa bile gerek ofis bilgisayarı ile gerekse cep telefonuyla internete girerek sanal kaytarma durumuna geçecektir. Sanal kaytarma (cyberloafing), bir çalışanın, iş saatleri içinde, çalıştığı kurumun internet bağlantısını kişisel amaçlarına yönelik olarak kullanması olarak tanımlanmaktadır (Lim, 2002: 675).

Netlesfobi, sanal kaytarma davranışının istenmeyen yüzünü oluşturmaktadır. Sanal kaytarma temeli üzerinden bile düşünüldüğünde netlesfobinin, hem örgütsel hem finansal hem de kişisel ciddi negatif çıktıları olacaktır. Bunu anlamak için öncelikli olarak netlesfobinin sonuçlarının örgüte yansımasına ortam yaratan faktörleri, başka bir ifadeyle kuluçka koşullarını değerlendirmek gerekmektedir(Şekil 1).

Şekil 1 Netlesfobinin Etkilerinin Bireyselden Örgütsele Dönüşme Süreci (Kaynak: Öztürk, 2015: 635)

Şekil 1’de görüldüğü üzere, kuluçka koşullarının sağlanması ve müdahale edilmemesi durumunda davranışlarda değişimler başlayacaktır. Bu davranışsal tepkilerin devamında netlesfobi örgüt üzerinde de bireye olduğu kadar etkili olmaya başlayacaktır(Öztürk, 2015: 636). Bu etki, şekilden de anlaşılacağı gibi, çok ciddi boyutlara ulaşabilir.

Özetle, teknoloji; insanî bir amacı yerine getiren bir araç, uygulamalar ve bileşenler topluluğu ve bir kültürün elinde bulunan aletler ve mühendislik uygulamaları toplamıdır (Yengin, 2014: 70). Günümüzde bu araçlara sahip olmamak kişideki bir eksiklik olarak görülmektedir. Bu düşünceyle yola çıkan bireyler sahip oldukları dijital araçlara kendi yemeklerinden, evlerinden, uykularından daha fazla değer vermekte, bunları hayatlarının en önemli parçası haline getirmektedir. Bunun sonucunda ise bireyde bağımlılık durumu ortaya çıkmaktadır. Bu durum da beraberinde netlesfobi olarak ifade edilen internetsiz ortamda psikolojik olarak rahatsızlanan bireyleri ortaya koymaktadır. Netlesfobi, zamanında müdahale edilmediği sürece başta bireyi, devamında ise çalıştığı kurum ve kuruluşların çalışmasını olumsuz etkileyecektir. Konuyla ilgili ciddi bir bilinç henüz olmadığı için bahsedilen olumsuzlukların gerçekleşme olasılığı her geçen gün artmaktadır. Bu noktada yapılması gereken Endüstri 4.0 çerçevesinde Eğitim 4.0’ı etkin uygulayıp çocukları çağımızın hızlı teknolojik ortamına hazırlarken, aynı zamanda teknolojinin olumsuz yönlerini de anlatarak konuyla ilgili bilinçli bireyler yetiştirmektir.

Onur Ağaoğlu

Bilişim Sistemleri Uzmanı

Kaynakça

Akman, E. ve Işık, M. (2018). “Kamu Çalışanlarında İnternetsiz Kalma Korkusu (Netlessfobi): Isparta İlinde Bir Araştırma”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 6(14), 20-37.

Aksoy, V. (2015). “İnternet Bağımlılığı ve Sosyal Ağ Kullanım Düzeylerinin Fen Lisesi Öğrencilerinin Demografik Özelliklerine Göre Değişimi ve Akademik Başarılarına Etkisi”, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Sayı 19, 365-383.

Altınbaşak, İ. ve Karaca, E.S. (2009). “İnternet Reklamcılığı ve İnternet Reklamı Ölçümlenmesi Üzerine Bir Uygulama”, Ege Akademik Bakış Dergisi, 9(2), 463-487.

Arısoy, Ö. (2009). “İnternet Bağımlılığı ve Tedavisi”, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar Dergisi, Cilt 1, 55-67.

Durak Batıgün, A. ve Kılıç, N. (2011), “İnternet Bağımlılığı ile Kişilik Özellikleri, Sosyal Destek, Psikolojik Belirtiler ve Bazı Sosyo-Demografik Değişkenler Arasındaki İlişkiler”, Türk Psikoloji Dergisi, 26 (67), 1-10.

Güney, B. (2007). “Dijital Bağımlılığın Dijital Kültüre Dönüşmesi: Netlessfobi”, Yeni Medya Elektronik Dergisi, 1(2), 207-213.

Lim, K. G. V. (2002). “The IT Way of Loafing on the Job: Cyberloafing, Neutralizing and Organizational Justice”, Journal of Organizational Behavior, 23(5), 675-694.

Örücü, E. ve Yıldız, H. (2014). “İşyerinde Kişisel İnternet ve Teknoloji Kullanımı: Sanal Kaytarma”, Ege Akademik Bakış, 14(1); 99-114.

Övür, A. (2017). “Diseases and The Possible Effects that The New Media Brought into The Digitalizing World”, Communication and Technology Congress 2017, Ed: Özden Çankaya, Hülya Yengin, Deniz Yengin, EDlearning Publishing, Bologna, Italy, ss. 20-36, http://vrlab.aydin.edu.tr/ctc2017/.

Öztürk, U.C. (2015). “Bağlantıda Kalmak Ya Da Kalmamak İşte Tüm Korku Bu: İnternetsiz Kalma Korkusu ve Örgütsel Yansımaları”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(37), 629-638.

TÜİK (2012). “Türkiye İstatistik Kurumu Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=10880, Erişim Tarihi: 21.02.2019.

http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/turkiyede-internet-25-yasinda, Erişim Tarihi: 20.02.2019.

Yengin, D.(2014). Yeni Medya ve Dokunmatik Toplum, İstanbul: Derin Yayınları.

Young, S. K. (2004). “Internet Addiction: A New Clinical Phenomenon and Its Consequences”, American Behavioral Scientist, 48(4): 402 -415.

2018 Dijital Raporu (Digital in 2018), https://wearesocial.com/blog/2018/01/global-digital-report-2018, Erişim Tarihi: 20.02.2019.

2018 Dijital Raporu: Batı Asya Bölüm 1 Kuzey-Batı (Digital in 2018: Western Asia Part 1 (North-West)), https://kepios.com/data, Erişim Tarihi: 20.02.2019.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Etkili Öğrenme Ortamı

Öğrenme, bireyin hayatı boyunca devam ettirdiği bir süreçtir. Öğrenme sadece okul içinde, dört duvar arasında değil, hayatın her alanında ve anında olağan bir durumdur.

STEM Nedir ? Ne Değildir?