Duygusal Üstün Zekalı Çocuklara Karşı Nasıl Davranmalıyız?

Duygular, bize evrim sürecinde kendimizi korumamız için geliştirdiğimiz beynimizin önemli bir özelliğidir. Neden mi? Korku, nefret, sevgi, mutluluk gibi birçok duygu ile yaşama tutunup daha güçlü hale geliriz. Ancak, duyguları bazen de ebeveynler olarak ihmal edebiliriz. Bir de bunu ÜZ çocuğa sahip aileler yönüyle bakalım. Çocukları, müthiş bir zekaya sahip, hafızaları çok güçlü, hızlı kavrayışları var. Bu bizim dikkatimizi çeker öncelikle. Bu özellikler ise herkes tarafından fark edilir. İlk önce de aileler tarafından. “Hocam artık çocuğuma şunu yaparsan diye bir söz vermiyorum, çünkü hiçbir zaman unutmuyor. Ben de aldatan ve yalancı konumuna düşüyorum. Güven kaybediyorum” demişlerdir. Bu özelliği ile ön plana çıkan ÜZ çocuklar, okula başladıklarında, öğretmenlerinin takdiri ile de ailelerin övünç kaynağıdır. Notlar çok iyi. Dersler, sınavlar çok iyi.

İhmal edilen ise onların da duygularının olduğudur. Bazen bu yönünü görmezden gelebiliriz. Aile içindeki tartışmalarımız, onlara kızmalarımız acaba nasıl etkiler bırakmaktadır. Birçok psikolog ve uzman normal çocuklara uyguladıkları yöntemleri sıralamaktadırlar. Ancak istisna olan bu çocuklar genelde duyguları yoğun yaşarlar. Bunun asla gözden kaçırılmaması gerekmektedir.

Bir de karşımıza literatürde geçen “duygusal sütün zekalı “çocuk olgusu çıktı mı? Hepten çuvallamaya başlarız. Kimdir bunlar? Bu çocuklara nasıl davranmalıyız? Bu konu üzerinde duracağız. Öncelikle kısaca psikoloji tarihine baktığımızda duygunun zekadan ayrı bir bileşen olup olmadığı tartışması çıkar. Bu konu 1990’lı yıllarda Goleman tarafından Duygusal Zeka diye bir kavramsallaştırma ile iyice popüleritesini artırmıştır. Acaba duygusal zeka diye bir şey var mı? Bu konuda ciddi eleştireler bulunmaktadır. Bu eleştirilerde ben Sternberg’in düşüncesi tarafındayım, duygusal zeka diye ayrı bir zeka bulunmamaktadır. O da zekanın bileşenleri arasında yer almaktadır. Ancak bu tartışma duyguların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Kişinin kendi duygularının farkına varması, karşısındakilerin duygularının farkına varması ve kendi duygularını kontrol edebilmesi ayrı bir kabiliyet olarak elbette bulunmaktadır. Duygu kontrollerini iyi yapamayanlar, hayatta başarısız olabilmektedirler. Öfkelerimizi, nefretimizi, sevincimizi kontrol edemememiz bizi çoğu zaman çok maliyetleri durumlara sokabilmektedir.

Kişinin güçlü duygularının olması, belleğinde duyguların yoğun hissedilmesi ve hatırlanması olarak açıklanabilir. Duyuşsal belleğine duyguları çok iyi kaydeden çocuklar, eskiden yaşadıkları ile ilgili duygularını çok iyi hatırlarlar. Bu ise eğer olumsuz duygularsa hissettikleri onları derinden etkiler.

Çocuğun yoğun hissettiği duygular ise örneğin, ölüm ile ilgili endişeler, depresif ruh halleri onların dayanışmaz ve çekilmez bir duruma sokabilir. Bunu bir kez deneyimleyerek yaşamıştım. Bütün gezegenlerin aynı hizaya geleceği tarihi söylüyordu haberler. Ben de bir espri yapayım dedim. Bugün o gün dedim, tam saat 00:00 bunun etkisi ile sıcaklık -200 dereceye düşecek ona göre yatakta olun bak,  yoksa donarsınız, demiştim.

Ya öyle mi? O zaman annem ve babam donacak mı? Diye bir anda bir konuşma geçti. Yok şaka yaptım filan demiştim. Ancak anlatabildim. Ancak bu yaşadığım olay bana bir şey öğretti. Bu kişi o olayı ve olayda anne-babasının başına gelebilecekleri çok derinden hissetmişti. Bu durum onu müthiş bir duygu yoğunluğuna itmişti. Bize ilginç gelebilir ama ÜZ bireylerde bu durum biraz garip işliyor sanki.

Evet değişik işliyor. Peki bunun sonuçlarında neler oluyor.

  • Duygusal bağlar ve başkalarına bağlanmada sorunlar yaşanabiliyor.
  • İlişkilerde aşırı derecede hassasiyet görülebiliyor.
  • Yaşanan ilişkilerin derinliği artıyor ama bu durum başkaları tarafından anlaşılamayabiliyor
  • Yalnızlık derin ve farklı bir biçimde ortaya çıkabiliyor
  • Yeni ortamlara uyum sağlamak zorlaşabiliyor
  • Başkalarına karşı empati kurma daha derinden ve yoğun yaşanabiliyor
  • Endişeler ciddi ızdıraplara dönüşebiliyor

Daha birçok olumsuzluk karşımıza çıkabiliyor. Siz “Takma sen de” deseniz de bu böyle değil aslında.

Çocuğun yoğun duygusal durumu kendi kendini tahribe de gidebilir. Çok ciddi eleştirel öz değerlendirme ve öz yargı da gelişebilir. Bu ise yaşanan bir olayda hissedilen duygunun yoğunluğundan dolayı da ortaya çıkabilir. Kendini affedemeyen birçok kişi görürüz. Örnekler çoktur. Bir anda aklıma geleni, 1945’te Japonya’ya atılan atom bombasını yapan bilir bilim insanı insanlara yaşattığı trajedinin duygusal yoğunluğuna dayanamayarak intihar etmiştir. Benzer şekilde Afrika’da savaş fotoğrafçısının aç çocuğu çekerken, onun ölmesini ya da takatinin kalmamasını da bekleyen akbabaları aynı kare içine almış olmanın ödülünü alırken, o olayın sonunda olanlara karşı bir şey yapmamasının pişmanlığı ve olay gözlerinin önüne tekrar geldiğinde yaşadığı duygusal yoğunluk dayanılmaz hale gelmiştir. Bir çok örnek verilebilir. Bu kişilerin üstün zekalı olup, duygusal üstün zekalı kavramına da uyduğunu da söyleyebilirim.

Benzer şekilde geçmişte yaşanan olumsuz bir durum, kişinin kendini yetersiz hissetmesine ve aşağılık duyguları taşımasına da neden olabilir.

Bizim yanlış inançlarımız da vardır. Mesela biz duygusal yoğunluğu yüksek insanları dengesiz olarak değerlendiririz. Ancak hiç de öyle değildir. Aslında yüksek zeka aynı zamanda yoğun duygusal yoğunluğa da eşlik eder. Dabrowski, aşırı uyarılabilirlik alanlarından birine de duygusal aşırı uyarılabilirliği koymuştur. Aşırı duygusal insanlar, yaşadıkları ile duyguları arasında çok güçlü bağlar kurarlar. Bu ise aslında onları üstün yetenekli yapmada önemli bir araçtır. Cesur Yürek filmini hatırlayalım. Eşini öldürenlere karşı hissedilen müthiş nefret, William Wallace da müthiş bir kahramanlığa ve liderlik yeteneğine dönüşecektir. Demek ki başarı için motivasyon oluşturan duygusal yoğunluktur. O zaman çocuklarımızdaki duygusal yoğunluğun olumsuz bir şey olmadığını aslında onların üstün yeteneğe evrilmesinde önemli araçları olduğunu unutmayalım.

Olumsuzlukları da çoktur. Bizim için normal olan şeylere karşı ÜZ çocuklar aşırı duyarlılık gösterebilirler. Küçük Adam Tate filminde “Toprak Ana Eriyor” haberine çocuğun gösterdiği tepki bize anormal gelebilir. Ancak onu aşırı etkilemiştir. Ciddi bir üzüntü içine sokmuştur. Çoğu zaman eğitimlerim de Fatih’in 10 yaşında Manisa’da şehzade iken bir devletin yaptığı zalimliği anlattıklarında hüngür hüngür ağlaması tuhaf değildir. O müthiş bir duygusal yoğunluk yaşamaktadır. Onun duygusal zekasının oldukça yüksek olduğu söylenebilir. Bu durum onun başarılarının anahtarı olacaktır ama 10 yaşında bir çocuk diye tuhaf karşılanabilir. Duygusal ÜZ çocuk bu özelliğinden dolayı akranları tarafında alay konusu da olabilir. Bu durum ise onun kendisini tuhaf olarak hissetmesini de sağlayabilir. Bunun yanında toplumdaki adaletsizliği, insanların iki yüzlülük ve sahtekarlığını gören duygusal ÜZ çocuk, kendisini umutsuz ve kötümser hissedebilir. Bu bazen çekilmez bir hal alabilir.

Peki biz ne yapmalıyız?  Nasıl davranmalıyız?

Öncelikle duygusal ÜZ çocuklarınızın duygularının kabul etmelisiniz. Onları anlamalısınız ve desteklemelisiniz. Neden mi? Öncelikle o tuhaflık hissinden çıkarın lütfen. Onların yaşadıkları yoğun duygusal durumun normal olduğunu anlamalarını, kendileri için öz farkındalık oluşturmalarını sağlayın. Bunu yapabilmeleri için kendilerinde ayrıca verilmiş bir araç olan zekaları var. O araçlar bu öz farkındalık geliştirilmelidir.

Bu çocukların gelişiminde güven duygusunun da gelişimi çok zordur. Bunun için hem öğretmenler hem de aile değer, tutum ve kuralları tutarlı olarak sunmalıdır. Bu sağlanırsa istenilen bir disiplin gelişir. Disiplin ile de güven duygusunun gelişimine katkı sunar. Burada tutarlılığın önemli olduğunu bir daha söylemeliyim. Ancak kural, değer ve tutumların açıklamasının gerekliliği ve sonuçlarının gösterilmesi göz ardı edilmemelidir.

Duygusal ÜZ çocuklarının duygularının farkına varması için duygularını tartışınız. Duygularının olumlu ve olumsuz yönlerini görmelerini sağlayınız. Bir ekolayzır ya da termometre gibi duygularını pozitiften negatife ne durumda olduğunu betimlemelerini isteyin. Nasıl hissettiklerini sorun. Duyguları ile ilgili düşüncelerini açıklamalarına izin verin. Bunu yaparlarken asla nasihat etmeyin, yargılamayın, ahlaki davranmayın, dikkatini dağıtmaya uğraşmayın. Onu anlayın ki o da kendi duygularının farkına varsın.

Çocuğunuzun duygularını ifade edebileceği yollar arayın, bulun ve sunun. Örneğin şiir ve hikaye yazmasını, sanat çalışması yapmasını gibi aktiviteler oluşturmasını destekleyin.

Bazen duygusal ÜZ çocuğunuzun fiziksel özellikleri ile zihinsel yetenekleri uyuşmayabilir. Bu ise onu üzer. Hayal kırıklığına uğrayabilir. Daima çabayı övün, sonucu değil. Lütfen burası önemli. Bunu birçok ailede görüyorum. Öğretmen de aynı hatayı yapabiliyor. Bu sınavda bu derecede olmasını anlayamıyorum. Ne oldu bu çocuğa. Hadi bakalım aynı virüs aileye geçer. Oğlum-kızım tamam şunu anlarım ama sen nasıl bu sıralamadasın, bunu anlamam mümkün değil der. Al bir de bu sözün duygusal ÜZ çocuk tarafından algılanışına ve sebep olacağı duygusal tahribe bakın. Bizim görevimiz çocuğumuzun eksiklerini, zayıflıklarını önüne sunmak değildir. Onun güçlü yanlarını hatırlatmak, onun çabasına güç katacaktır. Bu da kendisine ilişkin öz yeterlik duygusunu geliştirerek görevine ilişkin motivasyonunu artıracaktır.

Duygusal ÜZ çocukların, duygusal gelişimi için oyunu ihmal etmeyiniz. Ben ailelerin birlikte oyun oynayarak çocuklarının duygusal gelişimlerini desteklemesini öneriyorum.  Oyun yanında boş zaman aktiviteler de bu işe yarayabilir. Çocukların, çocuk olduğunu akıldan çıkarmayın. Onların gelişimlerinin en kolay ve güvenli yolunun oyun olduğunu unutmayın.

Öncelikle biz duygularımızı yeterince tanıyor muyuz? Bunu da iyi anlayalım. Bir hareketiniz, kanaatinizde onu etkileyen yoğun duygularınız olmasın? Bunu bizim sizlere söylememiz belki geçici olarak etki edebilir. Ancak biz yetişkinlerin de duygusal durumumuz ve yoğunluğumuz hakkında öz farkındalığımızı da geliştirmeliyiz. Önce ayna bize doğrulamalı yani.

Eğer duygusal ÜZ zekalı çocuklarımızın, duygusal yoğunluğunun onlar için ayrıca bir güç olduğunun farkına varmasını sağlarsak bu onun yeteneğinin evrilmesine katkı sunarız. Bu da öncelikle bizim bunu kabul etmemizle başlar. Biz kabul edersek o da farkına varır. Bu muhteşem güç ile kendini enfes bir şekilde ifade eder, yeteneklerinin hazinesinin anahtarını eline alır ve onu açar.

Bu yazdıklarımı acaba olabilir mi diye düşünüyorsunuz eminim. Saç tıraşı olurken içinde bin bir duygunun duygusuzlukla verildiği diziye baktım. Birçok duyguyu yaşadım ve derinden ancak bana sunulan o değildi hemen anladım. Duygularımı duyarsızlaştırmaya doğru ilerleyeceğim. Şu yazıları yazarken bile sahneleri hatırlıyorum. Bu beni ciddi rahatsız etti bir an.

Yeni akımlar çıkmakta “kışkırtma” gibi. Bunları, yeni neslin çok basitçe anlattığını görmekteyim. Ancak karşılaştıklarım duygusal ÜZ çocuklar ve gençler değil. Duygusal ÜZ çocuklarda, bir donukluğu görürsünüz. Çok basit değildir şu zamanda ortaya çıkan şeylere adapte olmaları. Ancak bu tip yöntemler de işe yaramaz denenmesine de gerek yoktur. Duygusal yoğunluk çok fazla ise buradan ilgili yeteneğe evirmeye çalışmak en doğru çözüm yolu olacaktır.

Doç. Dr. Hasan Said TORTOP

Üstün/Özel Yetenekliler Uzmanı

Hasan Said TORTOPhttps://yetenekvegitim.com
Doç.Dr. Hasan Said TORTOP kimdir Hasan Said TORTOP, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını bilim eğitimi üzerine yapmıştır. Akademisyenliğe geçişi (2012) öncesi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda fen bilimleri öğretmeni olarak çalışmıştır. Bunun son üç senesi üstün/özel yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Bilim ve Sanat Merkezlerinde olmuştur.2012 yılında akademisyenliğe Bülent Ecevit Üniversitesi’nde (Zonguldak) başlamıştır. 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi alanında Türkiye’deki ikinci dergiyi “Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (UYAD) kurmuş ve editörlüğünü 2017 yılına kadar yapmıştır. Bunun yanında 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi (dergipark.gov.tr/jgedc) ve Üstün Yetenekli Genç Bilim İnsanları Eğitimi Dergisi (JEGYS) (dergipark.gov.tr/jegys) dergilerini kurmuş ve halen editörlüklerini yapmaktadır. Bu dergilerden JEGYS uluslararası bir dergi olup ingilizce olarak yayınlanmaktadır. 2013 tarihinde özel yetenekli çocukların eğitimi için Özel Eğitim Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuştur. Bu merkez bünyesinde Türkiye’deki özgün iki programdan biri olan Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı (ÜYÜKEP) Modeli’ni hayata geçirmiştir. Halen İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Özel Eğitim Bölümü Öz Yetenekliler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı olarak çalışmaktadır. “Üstün Zekâlılar Eğitimde Farklılaştırılmış Öğretim Müfredat Farklılaştırma Modelleri”, “Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı ÜYÜKEP Modeli” ve “Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Yapıyor” adlı kitapları yayınlanmıştır. Bu zamana kadar 40 a yakın ulusal ve uluslararası makalesi yayınlanmış, 10 a yakın proje yürütücülüğü yapmıştır. Çalışma alanları; üstün/özel yetenekliler eğitimi, farklılaştırılmış öğretim, bilim eğitimi şeklindedir. Projeler Zonguldak Jeobilim Okulu – TÜBİTAK Projesi - Yürütücü Batı Karadeniz Proje Fikrini Arıyor - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar-Proje Danışmanlık Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Fen ve Mühendislik Uygulamaları (STEM) Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü İdari Görevler Bülent Ecevit Üniversitesi Özel Eğitim Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü (2012- 2017) Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2015- 2017) İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2017-2019) Editörlük Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (Journal of Gifted Education Research) web sitesi: www.uyad.beun.edu.tr – Kurucu ve Editör (2013 - 2017) www.uyad.beun.edu.tr Journal for the Education of Gifted Young Scientists. Web sitesi: www.jegys.org – Kurucu ve Editör (2013- Halen) www.jegys.org Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi Web sitesi: www.jgedc.org – Kurucu ve Editör (2014- Halen) www.jgedc.org Yükseköğretim ve Bilim Dergisi Web sitesi: www.higheredu-sci.beun.edu.tr Yardımcı Editör (2012- 2017) Ödüller Bülent Ecevit Üniversite Bilim ve Hizmet Ödülleri (2013). Sosyal Bilimler Alanında En Çok Yayın Yapan Akademisyen Ödülü (ikincilik). Makaleler Üstün Yetenekliler Eğitimi 6 Yabancı 24 Ulusal makale Kitaplar Üstün yetenekliler üniversite köprüsü eğitim programı ÜYÜKEP Model. Üstün zekâlılar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim müfredat farklılaştırma modelleri Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Hazırlıyor Yaratıcı Anneye Sihirli Notlar Geleceğin Bilimi Genetik (Tematik Ünite) Bilişsel Alan Yeteneği Boyama ve Etkinlik Kitabı Temel Kodlama Becerileri Eğitimler 11-15 Aralık 2017 MEB Özel Eğitim Genel Müdürlüğü- Özel Yetenekli Öğrenciler Eğitici Eğitimi ve Program Geliştirme Çalıştayı- 130 BİLSEM öğretmenine Farklılaştırılmış Öğretim Tasarımı Hazırlama Eğitimi- Değişik Kurumlarda yaklaşık 1000 Öğretmene www.farklilastirilmisogretim.com Etimesgut İlçe MEM- Üstün Yetenekliler Eğitimci Eğitimi STEM Eğitimi Yetenek Geliştiren Aile Eğitimi Danışmanlıklar Türkiye’deki farklı kolejlere Seminerler TEVİTÖL - FMV Işık Okulları Küçük Prens Okulları TV Programları Zonguldak Yerel TV EGTYayin ÜLKE TV E-mail: hasansaid@yahoo.com Telefon: 0505 3835795 Danışmanlık Almak İçin: https://gencbilgedanismanlik.com/randevu/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Üstün Zekalı Çocuklarda Stresin Stresini Bir Başka Stres ile Yok Etmek

Stres, birçok insanda olumsuz etkilere neden olur? Ancak, belli düzeyde stresin olması gerektiği uzmanlar tarafından söylenir. Evet vücudumuzdaki kaslara da baktığımızda belli düzeyde gerilmişlerdir....