Ebeveynlerin Karşılaştığı Bazı Problemler Ve Nedenleri

Çocuğumuzu anne-baba olarak en iyi biz tanıyoruz. Elbette sorunlarına da çözüm bulmaya çalışırken en iyi biz çözüm bulabiliriz. Fakat bazen tıkandığımız ve çaresiz kaldığımız noktalar oluyor. Bin bilsek de bir bilene danışıyoruz. Çocuklar bizleri çok iyi gözlemliyor ve görüyorlar ancak dışa aktarırken bunu yanlış anlatabiliyorlar. Bizim gibi üzüldüklerinde ya da sinirlendiklerinde aynı tepkileri vermeyebiliyorlar. Biz insanların genel olarak verdiği tepkiler normal sayılıyor. Ancak bazı çocuklar bazı durumlara alışılagelmişin dışında tepki veriyorlar. Bu çocuklar kendi içlerinde sorunlu olmasalar da “normal” dediğimiz kalıba uymadığından biz ebeveynler bunu sorun haline getiriyoruz. Bu haftaki yazımda karşılaştığım ve anne-babaların çözüm bulamadığı durumlarda çaresiz kaldıklarında sordukları sorulara değineceğim. Nasıl çözebiliriz? Çözüm odaklı mı olmalıyız yoksa sebebi aramaya mı odaklanmalıyız?

“Bazen oğlumu/kızımı tanıyamıyorum.”

Bazen ebeveynler, çocuklarının bir anda çok değiştiğini ve artık eski çözümlerin çözüm olmamaya başladıklarını söylüyorlar.Örneğin; “Önceden sakin ve uyumlu bir kişiliğe sahip olan oğlum artık beni duymuyor, hırçın ve aşırı öfkeli davranıyor.” Diye geliyorlar. Bunun birçok sebebi olabilir fakat unutulmaması gereken bir durum var ki : “Çocuk bunu nereden öğrendi?” Kendi kendine deneyimleyerek öğrendiyse bu durum geçici olabilir. Doğruyu- yanlışı ayırt etmek ve yanlışı da deneyimlemek için çocuklar bazen bu gibi durumlarla karşımıza çıkabiliyorlar. Endişe etmeden ve sakinliğimizi koruyarak durumun üstesinden gelebiliriz. Ancak eğer ki çocuk, aile içerisinde karşılaşılan herhangi bir duruma verilmiş aşırı tepkiyi öğrendiyse burada endişe etmesi gereken kişi bizleriz. Demek ki bizim verdiğimiz tepkiler de bu yönde ki çocuk da bunu gördü.  “Anne-babanın her yaptığının doğru olduğu” düşüncesinde olan çocuğumuz belli bir süre kendini güçlü hissetmek adına ya da birilerine karşı kendini korumaya almak adına bu tarz davranışlar içerisine girebilir.  Korktuğumuz ya da sinirlendiğimiz bir anda nasıl tepki veriyorsak çocuk da bunu rol model alıyor ve aynı şekilde tepki vermeye başlıyor.

“Tepki vermiyor, anlatmıyor, çok eğlenmedikçe ya da üzülmedikçe mimiklerini kullanmıyor.”

Bazı anne-babalar çocuğunun tepkisiz kalmasından ve kendini ifade edememesinden yakınıyor. Çocuk olabildiğine heyecanlı-hareketli ve istekli bir şekilde gününü geçiriyor ancak herhangi olumsuz bir durumda konuşmamayı ve sadece yüzünüze bakmayı tercih ediyor. Böylesi bir durumda da düşünmeniz gereken iki farklı alternatif var : “Ya vakit geçirdiği kişiler tarafından baskılanan ve görüşlerine değer verilmeyen bir ortamda büyüyor ya da anne-baba arasında (veyahut kayınvalide-anne, ya da ikili herhangi başka kişilerce)  kurulan iletişimde bir taraf haklı da olsa haksız da olsa susmayı ve sadece bakmayı tercih ediyor diye ailesinden öğrenmiş olabiliyor. Yani “Öğreniyor mu yoksa zorla öğretiliyor mu?”  diye davranışla ilgili düşünülmesi gerekiyor. Çocuk böylesi bir davranış içerisine girdiğinde “Neden konuşmuyorsun?” “Söylesene! Cevap ver neden böyle yaptın?” “ Gözlerime bak ve cevap ver!” gibi sonuç odaklı sorular yerine bu sonuca iten davranışlara yönelmelisiniz. “Seni üzen şey nedir?” , “Kızdığını biliyorum, anlatmak istersen dinleyebilirim.”, “Sebebini merak ediyorum,istersen birlikte çözüm bulabiliriz.” Gibi daha sakin ve güvenilir yaklaşabilirsiniz. (ekstra durumlar olabilir,her çocuk farklı özelliklere sahip olduğundan böylesi durumlarda özel olarak bir uzmanla görüşmelisiniz.)

“Kardeşi olduktan sonra çok değişti. Kucağa alınmak, emzik emmek istiyor. Bebek gibi konuşuyor, bebeksi hareketler yapıyor. Engelleyemiyoruz.”

Çoğu çocukta rastladığımız ve sıkça çözüm aradığımız bir durumdur “Kardeş kıskançlığı”. Anne-baba olarak derinliklerine çok da inmenizin gerekmediği bir konu aslında. İlgi odağı kendisiyken bir anda minik bir varlık dünyaya geliyor ve kendi dünyasının büyük bir çoğunluğuna sahip oluyor. Paylaşmayı bilmediği bir dönemde oluyorsa bir de kardeşi o zaman işler biraz daha karışıyor. 2-3 yaş arası çocuklar paylaşmayı öğrenmekte güçlük çekerler ve bu dönemde yeni bir kardeşin varlığı anne-babanın da paylaşılması demek olur. Ne abla-ağabey olabilme bilincindedir çocuk ne de başka bir kişiyle anne-babasını paylaşabilme hissiyatına sahiptir. Kendince içine girdiği bu kaostan çıkabilmenin tek yolunu da bebeğin hareketlerini taklit etmekte bulur. Yeni doğan bebek gibi davrandığında ailesinin yine sadece onunla ilgileneceğini düşünmektedir.Böyle durumlarda ailelerimizin yaptığı en büyük yanlış çocuğa aşırı bir ilgi göstermeye başlayarak bebekten uzaklaştırmaya çalışmaktır. Ona zarar verecek korkusuyla yaklaştırmamak yapılan büyük bir yanlıştır. Bebekle ilgili çok büyük sorumluluklar vermek de yapılan bir başka yanlış.  Kardeşi olan çocuğunuz küçük bir yaştaysa onu sütten keserken artık büyüdüğü ve ihtiyacı olmadığı için kestiğinizi anlatmanız gerekmektedir. Böylelikle kardeşi doğduğunda emzirme durumları krize dönüşmeyecek onunla birlikte kardeşini izleyip uykuya geçişlerini seyrederek huzurlu anlar yaşayabilirsiniz. Ara ara kucağına almak istediğinde sizin gözetiminizde sevmesine ve onunla konuşmasına fırsat verin. Onun da ihtiyaçları olduğunu unutmayın. Okula gidiyorsa, okulu çocuktan uzaklaştırıyormuş gibi algılamasına izin vermeyin. Çünkü bazı çocuklar kardeşleri olduğunda okula gitme sebeplerini evden uzaklaştırmak olduğunu düşünerek duygusal bir çöküntü içerisine girebiliyorlar. Zaman zaman okula gelmek istemiyorlar ve aileler yine farklı problemler yaşayabiliyor.

Hayatının her anında iyiyi görsün. Kötü şeyler yaşamasın. Asla üzülmemeli, biz onu korkuyla değil sevgiyle büyütüyoruz.

Sevgili anne babalar. Dünya her zaman bu kadar güzel ve yaşanılması kolay bir yer olmuyor. Bizim “iyilerimiz” dışında başka iyileri olan insanlarla aynı dünyayı paylaşıyoruz. Bizim kötü dediğimiz şey bir başka kişinin hayatta kalmak ve dünyada var olmak adına çabaladığı yaşam tarzı olabilir. Bu nedenle çocuklarınızı her kötülüğe karşı korumaya çalışmayın.

Bu çocukların en iyiyi öğrenmesi gerektiği gibi en kötüyü de öğrenmesi gerekiyor. Vaka üzerinden anlatmak daha sağlıklı olacak: “Çocuğumuz şimdiye kadar hep kendinden yaşça oldukça büyük kişilerle vakit geçirmişve iletişim kurmuş. Hep iyi durumlarla karşılaşmış , kötü hiçbir şeyle karşılaşmasına izin verilmemiş. Dünya olabildiğine pembe,temiz ve safiyane bir yer onun için. Ancak kendi yaşıtlarıyla iletişimde problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Aile de i-bir kreş-anaokulu arayışı içinde çocuğu okula gönderiyor. Bu durumda çocuk kendini alışkın olduğunun dışında, aşırı gürültülü, birbirine zarar verebilen insanların da olduğu bir yerde buluyor. Haliyle bu kargaşa içerisinde(çocuğa göre kargaşa) bocalıyor ve biri ağladığında çok da neşeli olsa ağlamaya başlıyor. Yanına biri yaklaştığında ağlıyor. İkinci durum ise şimdiye kadar vurma eyleminden habersiz olan çocuk , kendini savunmak ve savaş-kaç taktiğinden birini uygulamak adına davranışlar sergileyen çocukları gördüğünde bu yeni gözlemlediği davranışları denemek istiyor. Çünkü merak ediyor ve hoşuna gidiyor. Yeni şeyleri denemek ve deneyimleyerek öğrenmek hoşuna gidiyor. Böylesi durumlarla da karşılaşmamak adına çok da “Polyanna” ebeveyn olmamak gerekiyor.

Çocuklar kötüyü de öğrenecek ki iyinin neden önemli olduğunu bilsinler. Kötü bir söz duyduklarında onun kötü bir anlamı olduğunu bilecek ki bilinçli bir şekilde, etkilerini bilecek ve kullanmayacak. Dayatılmış yasak değil, öğrenilmiş iyi olacak hayatlarında.

Destek olmak isterken her şeyi biz yapar olduk. Bırakalım bu dünyada kendileri olmak istedikleri gibi var olsunlar. Biz sadece insan olabilmenin inceliklerini öğreterek ve model olarak destekçileri olalım. Önlerindeki tüm engelleri kaldırarak,-tabiri caizse- kul köle olarak ,prensesler ve prensler yetiştirerek değil, kendi kendine yetebilen ve kendi ayakları üzerinde durabilen birer insanın yetişmesine destek olalım…

Uzm. Çocuk Gelişimci Sena ALPSOY

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Üstün Zekalı Çocuklarda Stresin Stresini Bir Başka Stres ile Yok Etmek

Stres, birçok insanda olumsuz etkilere neden olur? Ancak, belli düzeyde stresin olması gerektiği uzmanlar tarafından söylenir. Evet vücudumuzdaki kaslara da baktığımızda belli düzeyde gerilmişlerdir....