İlgi, Merak Ve Kaygının Gölgesinde Sosyal Medya Etiği

İletişim teknolojilerindeki yenilikler, insanları her dönem şaşırtmakla birlikte onların bu yeniliklere ayak uydurmalarına da yardımcı olmuştur. Ev telefonlarının cep telefonlarına, bilgisayarların internete ve dizüstü hatta cep bilgisayarına dönüşmesiyle tamamen yeni bir dönem başlamıştır. Ancak 21. Yüzyıl ile hızlanan değişim ve yenilikler sonucu teknoloji, insanların hayatının merkezi durumuna gelmiştir. Geleneksel medyayı henüz kabullenen insanların yeni medyadaki teknolojileri kabullenmeleri, geleneksel medyaya göre çok daha çabuk olmuştur. Çünkü geleneksel medya, yeni medya teknolojileri için zemini çoktan hazırlamıştır. Yeni medyanın da içinde barındırdığı “sosyal medya” kavramı, son on yıldır insan hayatında çok fazla yer tutmaktadır. Sosyal medya ile çoklu ortamları içinde barındırması sayesinde dünyanın öbür ucunda olan insanlarla anında yüz yüze iletişim kurulabilmekte, fotoğraf, video paylaşımı yapılabilmektedir. Bu durumda, Mc Luhan’ın “küresel köy” teorisinin bir kez daha anlaşılması sağlanmıştır. Yeni medya araçları arasında bilgisayar oyunları, web siteleri, bloglar, e-postalar, elektronik kiosklar, interaktif (etkileşimli) televizyon, mobil medya, podcastler sayılabilirken, Facebook, Twitter, Instagram, Youtube gibi paylaşım siteleri de sosyal medya olarak nitelendirilmektedir. Sosyal medya, her geçen gün yazılımlarını güncelleyerek değişen teknolojiye ayak uydurmakta ve hep “yeni” kalmaktadır (Öztürk, 2015: 288).

 

Yeni medya kavramı, içinde pek çok “yeniliği” barındırmaktadır. Yeni denilmesi, mesajın değil, ortamın paylaşılmasında getirilen yeniliklerden kaynaklanmaktadır. İletişim teknolojisindeki yenilikler medya kavramını da “yenileştirmiş”, en başta interaktif özelliği nedeniyle kullanıcılarını “sosyal” hale getirmiştir.

 

Yeni medya kavramı, Türkiye’de son birkaç yıldır anılmakta iken dünyada bu kavramın kullanılması daha da geriye gitmektedir. Facebook, Twitter, Google+, LinkedIn, Pinterest, Youtube, Tumblr, Instagram, Vine, Flickr, Myspace en fazla kullanılan yeni medyalardır.

 

Sosyal medya ise kişinin kendisinin ürettiği içeriği, yayınladığı ve paylaştığı her türlü platformun genel adıdır (http://www.trendweek.com).

 

Yeni medya kavramının içinde yer alan sosyal medya, Web 2.0’ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla birlikte, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemidir. Ayrıca sosyal medya; kişilerin internet üzerinde birbirleriyle yaptığı diyaloglar ve paylaşımların bütünüdür (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sosyal_ medya).

Yeni medyanın içinde yer alan “sosyal medya”, terim olarak son yıllarda hayatımızda yer etmiş olsa da, tarihi 1970’li yıllara dayanmaktadır. Ward Christensen ve Randy Suess, 1978 yılında arkadaşları ile bilgi paylaşımı içerisinde bulunmak, onlarla irtibatta kalmak için BBS isimli bir yazılımı hayata geçirerek (hiç farkında olmasalar da) ilk sosyal ağ örneğini ortaya koymuşlardır. 1994 yılında kurulan GeoCities’in internet kullanıcılarına kendi web sitelerini kurma olanağı sunması ve ilk tarayıcı Mosaic ile birlikte “halka inen” internet 1994 yılında “Informatin Superhighway” olarak tanımlanmaktadır. 1994 yılında ilk sosyal ağ Friends United kurulmuştur (http://sosyalmedya.co/sosyal-medyanin-tarihi).

1995 yılında MIRC programı üretilmiştir. MIRC’da takma isimli (nickname) kullanıcılar, tanımadıkları kişilerle de iletişim kurmuşlardır. Kullanıcılar kendileri hakkında detaylı bir bilgi vermek zorunda olmamışlar fakat iletişim kurdukları kişi hakkında da net bilgiler alamamışlardır. Ardından gelen ICQ programı ile tanınan kişiler bir anlamda bir araya toplanmıştır. ICQ’da da gerçek isim kullanılmazken, programın verdiği kullanıcı numaraları ICQ kimliklerini oluşturmuştur (Sanlav, 2014: 20-21).

 

1997 yılında Google kurulmuş, AOL’nin anlık mesajlaşma servisi yayına girmiştir. 1995 yılında dünya üzerinde toplam web sitesi sayısı 1 milyona ulaşmıştır (http://sosyalmedya.co/sosyal-medyanin-tarihi). 1999 yılında Windows Live Messenger kullanılmaya başlanmıştır ve bu program 2013 yılında Skype’a dönüşmüştür (http://www.teknolojioku.com). Ludicorp tarafından 2004 yılında geliştirilen ve fotoğraf paylaşım sitesi olan Flickr, Nisan 2008’de video paylaşımına da izin vermeye başlamıştır. Program, Eylül 2010 verilerine göre içerisinde 5 milyardan fazla fotoğrafı barındırmaktadır (http://tr.wikipedia.org).

 

Son yıllarda oldukça popüler olan hemen hemen herkesin hesabının bulunduğu Facebook, 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulmuştur. Mark Zuckerberg Facebook’u kurmadan önce Harvard kampüsünde öğrencilerin fotoğraflarını karşılaştıran Facemash sitesini kurmuştur. Mark Zuckerberg bu platformdan esinlenerek Facebook’u Harvard Üniversitesi’nde hayata geçirmiştir. Kısa sürede öğrenciler arasında ilgi gören Facebook, Boston civarındaki üniversitelere yayılmıştır. Birkaç ay içinde ABD’deki seçkin üniversiteleri temsil eden Ivy League üniversiteleri içinde kapalı devre bir hale gelmiştir. 11 Eylül 2006 tarihinde ise Facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açılmıştır. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibariyle katılım göstermiştir. 2007 Temmuz ayı itibariyle de; 34 milyon kullanıcısıyla dünyanın en büyük Üniversite tabanlı kullanıcılarına sahip olmuştur. Alexa firmasının istatistiklerine göre Facebook 20 Ekim 2007 itibariyle; dünyanın en fazla ziyaret edilen 7’inci sitesi olmayı başarmıştır (http://www.sabah.com.tr).

2006 yılında kurulan YouTube da sosyal paylaşım mecrasının video ayağını oluşturarak, bu alana çok büyük bir katkı sağlamıştır. 2006 yılında hayatımıza giren mikro blog sitesi Twitter, kısa zamanda kendi kültürünü ve kendi ünlülerini de oluşturmuştur (Sanlav, 2014: 23).

Türkiye, küresel çapta değerlendirildiğinde, sosyal medya kullanımı açısından Avrupa’nın % 10’nunu oluşturmaktadır. Ülkemizde 2017 verilerine göre, 79 Milyon 140 bin nüfus, 46 milyon 280 bin aktif internet kullanıcısı, 42 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı, 71 milyon mobil bağlantılı olan ve de 36 milyon da aktif mobil sosyal ağları kullanan insan bulunmaktadır. İçerisinde özgürce ve kuralsızca gezilen sosyal medyayı ülkemizin bu derece yoğun bir şekilde kullanıyor olması dikkat çekicidir (Saydam, 2017: 32).

 

Sosyal medya, insanların tanıdıkları / tanımadıkları pek çok kişiyle iletişime geçebilmesi, eş zamanda binlerce insanla, binlerce mesaj paylaşımında bulunabilmesini sağlamıştır. İnsanların birbiriyle yüz yüze iletişim kurması hatta yüz yüze iletişimden çok daha fazla paylaşımda (müzik, video, yazı, fotoğraf, konum bildirme) bulunması sonucu sosyal medya ortamı, etik ihlalleri ve bunun tartışmasını da beraberinde getirmiştir.

Etik: Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan’a kadar gider. Etik kavramı Yunanca, karakter ve davranış anlamına gelen “etos” sözcüğünden türetilmiştir. Ahlaki, ahlakla ilgili olarak tanımlanır. Fakat ahlak ve etik arasında fark bulunmaktadır (Çavdar, 2009: 163). Etik, evrensel kabul gören kurallardır (www.meb.gov.tr).

Etik, toplumda bir arada yaşayabilmek için insanlara yol gösteren ahlak normlarını içermektedir. O halde etik “ahlaki açıdan kabul edilebilir bireysel, kurumsal ve toplumsal değerlerin tanımlanması ve bu değerlerin insan davranışını değerlendirmenin temel kıstası olarak kullanılması” olarak ifade edilebilir (Demir, 2006: 25).

Geleneksel medyadaki etik sorunlar devam ederken yeni medyanın ve onun içinde yer alan sosyal medyanın insanların hayatlarına girmesi hatta hayatlarının tam orta yerinde, merkezde yer almasıyla beraber, bu alanda da etik sorunlar baş göstermiş ve gündeme gelmeye başlamıştır (Öztürk, 2015: 298).

 

Yapılan araştırmalarda sosyal medyada karşılaşılan etik sorunlar şu şekilde sıralanmıştır:

 

  • Özel yaşamın gizliliği (Binark ve Bayraktutan, 2013: 58),
  • İçeriğin asıl kaynağının gösterilmemesi (Taş, 2012: 253),
  • Telif/patent hakları (Uzun, 2005: 61),
  • Üretilen içeriklerin olgunlaşmadan ve doğruluğunun teyit edilmeden yayılması (Deuze ve Dimoudi, 2002: 90),
  • Kişisel verilerin güvenliğinin sağlanamaması (Binark ve Bayraktutan, 2013: 73),
  • Veri madenciliği (Arslantaş ve ark., 2012),
  • Dijital gözetim olgusu (Altıparmak, 2013),
  • Haber ve ticari enformasyonun sınırlarının belirsizleşmesi (Binark ve Bayraktutan, 2013: 80),
  • Yoğun reklam içeriği,
  • Yanıltıcı etiketleme ve başlıklandırılma (Binark ve Bayraktutan, 2013: 84),
  • Nefret söyleminin varlığı (ODIHR, 2009: 53),
  • Bireyin sosyal medya ortamında sadece tüketici olarak konumlandırılması (Binark ve Bayraktutan, 2013: 95),
  • Genel ahlaka aykırı içerik oluşturmak ve yaymak (Mavnacıoğlu, 2009: 64),
  • Anonimlik olgusu (Öztürk, 2015: 304),
  • Trol olgusunun görülmesi (Spam blog) (Mavnacıoğlu, 2009: 68),
  • Kullanılan Dil Sorunu (Küçükyılmaz, 2013)

Sosyal medyayı herkes kullanmaktadır. Ancak kullanıcıların çok az bir kesimi bu ortamlardaki etik ihlallerine ve güvenliğe dikkat etmektedir. Özellikle Facebook gibi hem fotoğraf, hem video, hem yazı paylaşımı yapılan sosyal medya ortamında kullanıcılar yapılan yorumlar nedeniyle birbirleriyle (birbirlerini tanımasalar da) ağız dalaşına girebilmektedir. Bu tür davranışlar içinde bulunan kullanıcılar için zaten etik, güvenlik vb. konular umursanmamaktadır. Çocuklu aileler için aslında durum biraz daha sıkıntılıdır. Pornografi dâhil her tür içeriğin yer aldığı sosyal medya ortamından aileler çocuklarını korumak zorundadırlar. Bilinçsizce paylaşım yapan ve yaşadığı her anı bu tür ortamlarda paylaşan çocuklar aslında kendilerini bekleyen tehlikenin farkında değillerdir. Çocuklarının bilgisayarda girdiği sitelerin kontrolünü eline alan aileler olduğu gibi çocuklarının sokağa çıkmasındansa gözünün önünde oturmasını tercih eden aileler de bulunmaktadır. Bu tür aileler, çocuklarının sosyal medya ortamlarında neler yaptığını, neler paylaştığını veya ne tür mesajlara maruz kaldığını kontrol etmek durumundadırlar ki, bunu yapan aile sayısı oldukça sınırlıdır (Öztürk, 2015: 306).

Sosyal medyada kullanıcılar içerik oluşturduğu sürece etik sorunların yaşanması devam edecektir. Çünkü her kullanıcı içerik oluştururken kendilerine göre haklı nedenlerle ve farklı amaçlarla hareket etmektedir. Kimi içerik herhangi bir sorun oluşturmazken hatta kullanıcılar açısından faydalıyken kimi içerik ise hem içeriği üreten açısından hem de içeriği dağıtan açısından etik ve hukuki sorun oluşturmaktadır. Sosyal medya, kullanıcı odaklı olduğu için bazı etik dışı sorunlar hukuki boyutlara taşınmamaktadır. Etik dışı davranışlar, ticari konularda, telif hakları ve kişilik haklarına saldırı durumlarında hukuki boyuta taşınmaktadır

(Mavnacıoğlu, 2009: 71).

 

Sosyal medyadaki etik ihlaller konusundaki çabalardan birini, gerek bir komisyon kurarak bilişim sektöründe çalışanların uyması beklenen davranış biçimlerini belirleyen ve gerekse de “İnternet iletişim kuralları” adı altında internet etiğine ilişkin Türkçe bir metin hazırlayan Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) göstermektedir. TBV’nin internet iletişim kuralları metni şu şekilde özetlenebilir: Başkalarına karşı saygı, biçimsel özen, içerik ile ilgili özen, öteki konular (Erol, 2009). Bu kurallar sosyal medya için de geçerlidir.

 

Her ne olursa olsun asıl büyük sorumluluk kullanıcıya düşmektedir. İçerik sağlayıcı veya düzenleyici kurulların denetim ya da alacağı tedbirler kullanıcının özdenetiminden daha etkili olamayacaktır. Önemli olan, sosyal medya kullanıcılarının bu ortamlarda kendilerini ve çocuklarını bekleyen tehlike ve risklerin farkına varmalarıdır.

 

 

Kaynaklar

Altıparmak, K. (2013). http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.phd?yaziid=42879#, Erişim tarihi: 27.03.2020.

Arslantaş, S., Binark, M., Dikmen, E. Ş., Fidaner, I. B., Küzeci, E. ve Özaygen, A. (2012). Türkiye’de dijital gözetim: T.C. Kimlik Numarasından E-Kimlik kartlarına yurttaşın sayısal bedenlenişi, http://ekitap.alternatifbilisim.org/turkiyede-dijitalgozetim.html, Erişim tarihi: 27.03.2020: 40-42.

Binark, M. ve Bayraktutan, G. (2013). Ayın karanlık yüzü: Yeni medya ve etik, İstanbul: Kalkedon Yayınları.

Çavdar, G. (2009). “Kamu hizmeti yayıncılığı ve etik”, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve Etik Semp, 07-09 Ekim 2009, Elazığ.

Demir, V. (2006). Medya etiği, İstanbul: Beta Yayınları.

Deuze, M. ve Dimoudi, C. (2002). “Online journalists in the Netherlands: Towards a profile of a new profession”, Journalism Studies, 3(1): 85-100.

Erol, G. (2009). “Medya ve etik: İnternet haberciliğinde nesnellik, etik ilkelerin içeriği, uygulamadaki sorunlar ve televizyon haberciliği ile karşılaştırılması”, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve Etik Semp, 07-09 Ekim 2009, Elazığ.

http://sosyalmedya.co/sosyal-medyanin-tarihi, Erişim Tarihi: 10.04.2020.

http://tr.wikipedia.org, , Erişim Tarihi: 11.04.2020.

http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sosyal_medya, Erişim Tarihi: 11.04.2020.

http://www.sabah.com.tr, , Erişim Tarihi: 01.04.2020.

http://www.teknolojioku.com, Erişim Tarihi: 01.04.2020.

http://www.trendweek.com, , Erişim Tarihi: 28.03.2020.

Küçükyılmaz, M. (2013). Sosyal medyada henüz reşit olamadık, Star Gazetesi, Erişim Tarihi: 19.03.2020.

Mavnacıoğlu, K. (2009). “İnternette kullanıcıların oluşturduğu ve dağıttığı içeriklerin etik açıdan incelenmesi: Sosyal medya örnekleri”, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve Etik Semp, 07-09 Ekim 2009, Elazığ.

ODIHR, (2009). Hate crime laws a practical guide, http://www.osce.org/odihr/36426?download=true, Erişim tarihi: 28.03.2020.

Öztürk, Ş. (2015). “Sosyal medyada etik sorunlar”, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 9(1): 287-311.

Sanlav, Ü. (2014). Sosyal medya savaşları, İstanbul: Hayat Yayınları.

Saydam, A. (2017). “Sosyal medya etiği nedir? Nasıl hayata geçirilmelidir?”, İstanbul Aydın Üniversitesi, TARMER çalıştayları-1 kitabı: “Sosyal medya ve etik”, 29-64.

Taş, O. (2012). Gazetecilik etiğinin meslek sınırları: Profesyonellik, piyasa ve sorumluluk, İstanbul: İletişim Yayınları.

Uzun, R. (2005). Haber ve telif hakları, internet gazeteciliğinde intihal, İstanbul: İletişim Yayınları.

www.meb.gov.tr Erişim tarihi: 28.03.2020.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Okul Seçimi ve Değiştirmede Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Okul, çocuğun yetenek gelişiminde önemli unsurlardan biri. Tabi okulu sadece bina olarak ya da popüler ve zengin insanların gittiği yer olarak düşünürseniz, çocuğunuz için...