Kodlama Ve Robotik Eğitimi Okul Öncesinde Gerekli Mi?

Geçenlerde bir anaokulunda ailelere konuşma yaptım. Öncesinde epeyce düşündüm. Bu kodlama ve robotik akımı acaba akıl zeka oyunları, zihin haritaları, mental aritmetik gibi balon gibi şişip patlayacak bir şey mi ? diye. Yanlış yönlendirmemeliyim aileleri, doğru yönlendirmemiz hem akademisyen hem de eğitimci olarak bir vazifemiz.

Birçok eğitici siteye baktım öncelikle. Ne diyorlar bu konuda. STEM akımını biliyoruz. Bu akım bize gelecekte mesleklerin tek bir disiplinde ortaya çıkmayacağını, birçok disiplinin birleşerek iş yapacağını söylüyordu. Farklılaştırılmış Öğretim kitabımda Bütünleştirilmiş Müfredat Modeli, PMM Modeli ve benim oluşturduğum ÜYÜKEP Modeli gibi birçok yetenek gelişimini destekleyen öğretim programları disiplinler arasılığı olması gereken olarak sunuyordu. Ne demekti bu? Artık hiçbir meslek saf ve arı bir şekilde tek bir disiplin olarak ortaya çıkmayacak. Mesela şimdilerde başlayan akıllı ev sistemlerini yapacak olan mühendisi yetiştirirken, yazılım, kodlama, elektronik, mimarlık, tasarım, IT teknolojileri gibi birçok mesleğin ders içeriklerini müfredata koymanız lazım. Peki okullar ne durumda ? Gelecek hatta şu an bu şekilde ama bizim müfredatlarımız bu konuda revize edilmiş değil.

Bir diğer konu, okulöncesi eğitime girdiğimde şunu gördüm. Müthiş bir oyun da oyun furyası kasıp kavuruyor ortalığı. Oyunsuz olmaz. Oyun lazım. Oyun hayatta. Oyun hayvanların bile doğasında var. Biz de oyunla büyüyoruz ve gelişiyoruz.

Evet oyun okulöncesi dönem ve insanın gelişiminde çok önemli. Hatta oyun ile çocuğun gelişiminin ne düzeyde olduğunu kestirebilirsiniz. Sorunlu durumunun olup olmadığını anlayabilirsiniz. Örneğin çoğumuzun bildiği sembolik oyun dediğimiz bir şey var. Hani çocuk bebeği ile oynarken ona hadi yemeyecek misin? Doydun mu der ya … Ya da bir sopayı alıp at yapar, araba yapar biner ya… bunlar onun gelişimini gösteriyor. Oyunla geldiği dünyanın tüm argümanlarını kendi dünyasında şekillendiriyor. Şemalar haline getiriyor. Kuralları kendi anlayışına indirgiyor. Oyunla birçok kuralı koyuyor, o kuralları uygulamayı öğreniyor, kendini disipline ediyor. Bunları yaparken de zevk alıyor, hoşuna gidiyor, mutlu oluyor. Oyun böyle sihirli bir şey aslında…

Ama oyunu biz aileler ve eğitimciler yanlış mı anlıyoruz bazen? Bir okula gittiğimiz de durmadan koşan oraya buraya atlayan zıplayan çocuklar görürüz. Bugün bir alışveriş merkezinde kasiyerin alanına girip oraları kurcalayan, olmadı üstüne çıkıp her şeyi yere atan çocuğu gördüm. Bir anda düşündüm. Bu çocuğun yaptığı nedir? Oyun mu acaba? Mutlu mu acaba?

Çocuğun eğitiminde, evinde serbest zamanları elbette oluyor. Bu zamanlarda yaptıkları şeylerin de oyunun mantığı içerisinde belli kurallarla olması onun mutlu olmasını da sağlıyor. Örneğin kanepeden yerdeki mindere atlama oyunu kurgulanabilir. Her seferinde biraz daha uzağa mesela. Biz de onlarla oynayabiliriz. Ya da yastık atma oyunu oynanabilir. Uzaklık ya da vücudun belli bölgeleri seçilir, oraya isabet ettirmek kural olabilir. Daha birçok şey oyun haline getirilebilir. Gayri iradi hareketleri oyun kapsamına almamız mümkün değil. Az önce anlattığım sembolik oyun evresine otistik çocukları geçemediği ya da zor geçtiğini biliyoruz. Kendi etraflarında devamlı döndükleri de yine önemli belirtiler arasında. Demek ki bu durum normal gelişimin olmadığının da göstergesi aslında. Neyse oyun konusu başka bir yazının konusu olabilir. Kural koymak tartışmalı olabilir. Yaratıcılığa önem veren biri olarak yaratıcılığın da tarafında değilmişim gibi algılanmak da istemem açıkçası. Kuralların oluşturulması ya da oyun içerisinde kurallar inşa edilmesi de yaratıcılığı geliştirir elbette. Oyunun çocuğumuzun gelişiminde birçok besin gibi elzem olduğunu anlatmak istedim sadece.

Şimdi gelelim bu robotik ve kodlama konusundaki bazı çekincelere. Bu çocuklar bu kadar küçük iken onların sandalyede oturup kodlama yapması ne kadar doğru? Bunları duyuyoruz. Hatta bazen aileler çocuklarının eline verdikleri cep telefonunda oyun oynamaya dalan çocuklarına bakıp “baksana nasıl saatlerce öyle yerinde durdu, benim de aklım onda değil” diyerek belki de mutfakta da ya başka işinde eline cep telefonunu verip işine bakmayı tercih ediyorlar. Bunu dikkatlice düşündüklerinde öyle saatlerce hareketsiz kalan çocukları için doğru bir şey yapmadıklarının farkında oluyorlar.

İki sene önce ÜYÜKEP programımı yapıyordum. Bir veli geldi çocuğu ile odama girdi. Adam telaşlı gibiydi, biraz da çaresizliği yüzünden okunur gibiydi. Hocam sizin haftasonu programını olduğunu duydum. Benim oğlana da tanı kondu. Ne yapacağımı bilmiyorum. Çocuk da yanında. Okulda sıkılıyor…

Ben bu çocuklarla 8-10 senedir çalışıyorum. Gözleriyle etrafı kodlayan, inceleyen çocuğa doğru yaklaştım. “Bu göbek de ne? “ dedim espiriyle. Çocuk ilkokul 1 ya da 2. sınıftı. Babası biraz gülümsedi. Çocuk dedi ki, ”bebek iken de göbekliymişim” ben de güldüm. “Tamam da şimdi bebek misin? Spor yapıyor musun bakalım” dedim. Babası konuşmaya başladı. “hocam bilgisayarın başından kalkmıyor, ne yapacağımı şaşırdım” Tabi pedagojik olarak bunlar çocuk yanında konuşulmaz diyebilirsiniz. Ancak özel yetenekli çocuklarla çok çalıştığım için onların “anne ve babalarını nasıl elinde oynattıklarını çok iyi biliyorum” görüşmelerimde bazen bu şekilde alabiliyorum. Hemen çocuğun göz hizasına eğildim ve onunla konuşmaya başladım. “ÜYÜKEP’te bilgisayar ve yazılım ile ilgili çok güzel şeyler yapacağız, hem arkadaşlarını da çok seveceksin” dedim . Baba, hala endişeli hocam nasıl olacak der gibi bakıyordu. “Merak etmeyin siz başlasın, herşeyi kendiniz göreceksiniz.”

Bir çocuk ile de odamda konuşma yapmıştım. Bilgisayar oyunları ile ilgili çünkü çocukların öncelikle zihninde iknanın olması gerekir. O oyunların nasıl geliştirildiği ile ilgili kendilerinin de bunu geliştirebileceği ile ilgili olarak. Evet bu işin başka bir yönü elbette. İlkokul döneminde robotik ve kodlama konusunu da ayrıca ele alacağım. Ancak okulöncesi dönemde robotik ve kodlama olmalı mı? Olmamalı mı? Konusuna öncelikle girelim.
Öncelikle zaman ve mekan yani dünya değişiyor. Bu muhteşem değişime ya seyirci kalacağız ya da o değişimi yaratan olacağız. İnsan zekasının geldiği noktayı ve geleceği noktayı kestirmemiz konusunda hayal gücü ve yaratıcılığımıza az önem vermemizle yüzleşerek sorgulayabiliriz. Hani Kristof Kolomb’a niye bu kadar emek ve çaba dendiğinde “Yeni dünyayı görmek istiyorum” diyordu. Bu yeni dünya, her saniye yenilikleri ile karşımızda belirginleşen bir bilinmeyene doğru evriliyor. Bu evriliş mükemmele doğru. Peki biz ve çocuklarımız bu şekillenme ve kuruluma sadece seyirci mi kalacaklar? Elbette hayır. Doğduklarında müthiş bir merak ile doğan bu varlıkları, meraklarını devam ettirecek ve doyuracak ortamlara sokmamız gerekiyor.

Kodlama oyunla verilemez mi? Kodlamanın amacı ne peki?
Bu soruların yanıtını verelim öncelikle. Kodlama yani bilgisayara bir şey öğretme aslında insan zihnin anlaşılması ile başlayan bir süreç. İnsanın elektronlara hükmünü geçirmeye başlaması ile başladı. Antik Yunan’ın mantığı, ikili sayma sistemleri ile makinaya öğretildi. O da bir dil geliştirdi. O dil ile istenenleri yapan makinalar karşımıza çıktı. Peki bu dilin kuralları var mı? Evet her oyunda olduğu gibi bu oyunun da kuralları var. Belli sıraları var yapılan işlemlerin. Buzdolabından elmayı alıp yemek için nasıl bazı işleri sırayla yapıyoruz. Makinalara sıralı işlemleri yaptırıyoruz. Buna algoritmik düşünme diyoruz. Bunları basitçe ve oyunla çocuklarımıza öğretebiliriz. İkili sayma sistemini de öğretebiliriz. Çok da keyif alacaklardır. Bir şeyi yapmak için sıraya koymalarını, hedefe varmalarını oyunlarla gösterebiliriz. Tüm bunlar oyunun içerisinde kolayca verilebilir. Çocuk bir makinanın çalışmasını öğrenebilir. Bir problem bulmasını bu problemi çözmek için neler yapması gerektiğini sıralamasını isteyebiliriz.

Anaokulundaki konuşmamda bir yukarıya konmuş olan oyuncakları nasıl en kolay yoldan alabiliriz? Şeklinde başlayacağımız problemi adım adım çözmesini istememiz de kodlama eğitimi içerisinde değerlendirilebilir.
Robotlarla çalışmak, kendi robotunu yapmak, bunlar okulöncesi dönemde de çocukların çok keyif aldıkları oyunlar. Bir konudan da bahsettim ailelere. O da şu. Bizim eğitimciler olarak en çok ihmal ettiğimiz alan çocuğun duyuşsal eğitimi. Duyuşsal eğitim deyince neyi anlıyoruz peki. Sabretmesini, kendini motive edebilmesini, yılmamasını, azimli, inançlı olmasını, özgüvenini daha buna benzer aslında eğitimin sadece bilgiye dayalı yönünün dışında kalan her yönünü. Aslında hayatta kullanacağı kendisi için çok gerekli yönünü. Örnek verdim. Çocuğunuzun birçok oyuncağı var değil mi? Bunların çocuğu kırılıyor ya da bozuluyor. Siz de olsun diyorsunuz. Ancak bu robotik ve kodlama malzemeleri hassas ve nazik parçalardan oluşuyor. Eğitimcinin ya da sizin de bunlara dikkatli ve titiz olarak iş yapmanız çocuğunuzda bu davranışın gelişmesini sağlayacaktır. Bazı kodlamaları yaparken beklemeyi, azimle tekrar tekrar yapmayı görecektir. Bu yönleri azmetmeyi, yılmamayı çocuğumuza öğretecektir.

Yeni dünya biraz daha karmaşık ve daha da karmaşıklaşıyor. Bir belgesel izlemiştim. Normalde maymun türleri yavrularına bazı becerileri kazandırmak için ortalama 1-2 sene yanlarında bulundururlarmış, ancak bir yerde yaşan maymun türü 6 sene yavrusuyla kalıyor. Bu bölge oldukça farklı bitki ve hayvan türünün yaşadığı, iklimin değişim geçirdiği bir yer. Her bitkiyi, zehirli olanlarını, yenmemesi gerekenlerini, bir bitkinin nasıl yeneceğini, dallardan yapraklara nasıl ulaşılacağını, şiddetli yağmur yağdığında hangi ağacın yaprağını nasıl kullanacağına kadar her şeyi ancak 6 senede yavrusuna öğretiyor.

Biz de her gün yenilikler karşımıza çıkan dünyanın yeni ve farklı tüm yönlerini çocuklarımızla erken dönemde temellerini atarak tanıştırmamız gerekiyor. Ama açıkladığım gibi oyunla, sıkmadan, onun için gerekli becerilerin öğretecek şekilde.

Okulöncesi ve ilkokul için Temel Kodlama Becerileri Eğitimi Boyama ve Etkinlik Kitabı nı çocuklarımız için çıkardım. Kitabım modüllerden oluşuyor. Çocuğunuzla her bir modülü birlikte etkinliklerle çalışabilirsiniz. Beğeneceğinizi umuyorum. Türkiye’de ilk olan bu kitabı alandaki arkadaşlarıma gösterdim. Müthiş bir ihtiyacı karşılayacak olan kitabımı sizlere sunmuş olmak beni mutlu ediyor. Çünkü çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde ama onları mutlu da edecek şekilde hazırlamak bizlerin görevi.
Kitabım ile detaylı incelemeyi yayınevinin sitesinden yapabilirsiniz. (www.gencbilgeyayincilik.com) . Birkaç sayfasını paylaşayım.

Not: Tüm yazarlar olarak yazılarımızı her hafta pazar günleri akşam yayınlayacağız. Yazılarımıza yorumlar yazabilirsiniz. Böylelikle daha fazla etkileşimle sizlere daha yararlı olabiliriz. Bunun yanında yazılarımızı paylaşımınız birçok aileye ulaşmamızı ve onların da yetenek eğitimine önem vermelerine katkı sunabilir. Böylelikle sınav sisteminden sıyrılmış bir eğitim anlayışına ulaşabiliriz.

Üstün/Özel Yetenekliler Uzmanı

Doç. Dr. Hasan Said TORTOP

Hasan Said TORTOPhttps://yetenekvegitim.com
Doç.Dr. Hasan Said TORTOP kimdir Hasan Said TORTOP, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını bilim eğitimi üzerine yapmıştır. Akademisyenliğe geçişi (2012) öncesi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda fen bilimleri öğretmeni olarak çalışmıştır. Bunun son üç senesi üstün/özel yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Bilim ve Sanat Merkezlerinde olmuştur.2012 yılında akademisyenliğe Bülent Ecevit Üniversitesi’nde (Zonguldak) başlamıştır. 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi alanında Türkiye’deki ikinci dergiyi “Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (UYAD) kurmuş ve editörlüğünü 2017 yılına kadar yapmıştır. Bunun yanında 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi (dergipark.gov.tr/jgedc) ve Üstün Yetenekli Genç Bilim İnsanları Eğitimi Dergisi (JEGYS) (dergipark.gov.tr/jegys) dergilerini kurmuş ve halen editörlüklerini yapmaktadır. Bu dergilerden JEGYS uluslararası bir dergi olup ingilizce olarak yayınlanmaktadır. 2013 tarihinde özel yetenekli çocukların eğitimi için Özel Eğitim Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuştur. Bu merkez bünyesinde Türkiye’deki özgün iki programdan biri olan Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı (ÜYÜKEP) Modeli’ni hayata geçirmiştir. Halen İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Özel Eğitim Bölümü Öz Yetenekliler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı olarak çalışmaktadır. “Üstün Zekâlılar Eğitimde Farklılaştırılmış Öğretim Müfredat Farklılaştırma Modelleri”, “Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı ÜYÜKEP Modeli” ve “Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Yapıyor” adlı kitapları yayınlanmıştır. Bu zamana kadar 40 a yakın ulusal ve uluslararası makalesi yayınlanmış, 10 a yakın proje yürütücülüğü yapmıştır. Çalışma alanları; üstün/özel yetenekliler eğitimi, farklılaştırılmış öğretim, bilim eğitimi şeklindedir. Projeler Zonguldak Jeobilim Okulu – TÜBİTAK Projesi - Yürütücü Batı Karadeniz Proje Fikrini Arıyor - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar-Proje Danışmanlık Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Fen ve Mühendislik Uygulamaları (STEM) Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü İdari Görevler Bülent Ecevit Üniversitesi Özel Eğitim Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü (2012- 2017) Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2015- 2017) İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2017 halen) Editörlük Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (Journal of Gifted Education Research) web sitesi: www.uyad.beun.edu.tr – Kurucu ve Editör (2013 - 2017) www.uyad.beun.edu.tr Journal for the Education of Gifted Young Scientists. Web sitesi: www.jegys.org – Kurucu ve Editör (2013- Halen) www.jegys.org Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi Web sitesi: www.jgedc.org – Kurucu ve Editör (2014- Halen) www.jgedc.org Yükseköğretim ve Bilim Dergisi Web sitesi: www.higheredu-sci.beun.edu.tr Yardımcı Editör (2012- 2017) Ödüller Bülent Ecevit Üniversite Bilim ve Hizmet Ödülleri (2013). Sosyal Bilimler Alanında En Çok Yayın Yapan Akademisyen Ödülü (ikincilik). Makaleler Üstün Yetenekliler Eğitimi 6 Yabancı 24 Ulusal makale Kitaplar Üstün yetenekliler üniversite köprüsü eğitim programı ÜYÜKEP Model. Üstün zekâlılar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim müfredat farklılaştırma modelleri Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Hazırlıyor Yaratıcı Anneye Sihirli Notlar Geleceğin Bilimi Genetik (Tematik Ünite) Bilişsel Alan Yeteneği Boyama ve Etkinlik Kitabı Temel Kodlama Becerileri Eğitimler 11-15 Aralık 2017 MEB Özel Eğitim Genel Müdürlüğü- Özel Yetenekli Öğrenciler Eğitici Eğitimi ve Program Geliştirme Çalıştayı- 130 BİLSEM öğretmenine Farklılaştırılmış Öğretim Tasarımı Hazırlama Eğitimi- Değişik Kurumlarda yaklaşık 1000 Öğretmene www.farklilastirilmisogretim.com Etimesgut İlçe MEM- Üstün Yetenekliler Eğitimci Eğitimi STEM Eğitimi Yetenek Geliştiren Aile Eğitimi Danışmanlıklar Türkiye’deki farklı kolejlere Seminerler TEVİTÖL - FMV Işık Okulları Küçük Prens Okulları TV Programları Zonguldak Yerel TV EGTYayin ÜLKE TV E-mail: hasantortop@aydin.edu.tr Telefon: 0505 3835795 Danışmanlık Almak İçin: https://gencbilgegitimdanismanlik.com/randevu/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Üstün Yetenekliler Eğitiminde Farklılaştırma, Modeller, Sorunlar ve Öneriler

Üstün yetenekliler eğitiminde mitler, yanlış inanışlar şeklinde gelişmiş ülkelerin akademik dergilerinde bu alandaki önemli sorunlu bakışlara bilimsel ve kanıta dayalı olarak olması gereken bakış...

Little Man Tate