ÜZ Çocuklarda Disiplin Gelişimi – I

Bir kere niye disiplin? Disiplin yaratıcılığı öldürmez mi? Diyenlerin sözlerini duyuyor gibiyim. Asla öyle değil. Yaratıcılık ile ilgili önemli kuramcıların hemen hemen hepsi yaratıcılığın oluşmasından motivasyon, özdüzenleme yani bir başka şekliyle disiplini koyuyor. Yetenekli insanlara baktığımızda müthiş bir disiplinlerinin olduğunu görüyoruz. Zamanını ayarlayarak, istediklerini yaptıktan sonra yetenek alanları ile ilgili işlerinin başına oturduklarında disiplinle çalışmaları disiplinlerinin bir başka yönüdür.

Prof.Dr. Fuat Sezgin hocayı anlatmadan edemeyeceğim müsaadenizler. Günde 15 saat çalışmasıyla müthiş bir disiplin örneği. “Bilim Tarihi Sohbetleri” kitabında kendisine Türk halkı tembel mi? Sorusuna. Ne tembeli, tembelin tembeli diye cevap veriyor. Şu sözünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Gençlerimiz Biruni’yi tanımalıdır”

Neden mi? Biruni öyle çalışkan ve disiplinli bir bilim insanı ki, Hindistan’a matematiğin köklerinin olduğu yere gidiyor. Dört sene orada kalıyor sırf kitabını yazmak için. Meridyenler arası uzaklığı ölçmek için 2000 km gidip geliyor. Yazdığı kitapların sayfa sayısını yaşadığı ömre bölseniz günde 60 sayfa düşüyor. Bu nasıl disiplindir.

***

Şimdi gelelim ÜZ çocuklarda disiplin konusuna. Bir “Ah” çektiğinizi duyar gibiyim. Çünkü karşınızda normal bir çocuk yok ki, kandırabilesiniz. Karşınızda büyümüş de küçülmüş bir “küçük avukat” var. Bir de her zaman mantıklı açıklamalar yapmak zorundasınız. Her konu ayrıca bir müzakere, bir diplomasi konusu gibidir. Şunu bilmemiz gerekir;

“Disiplin üstün zekalı çocukta cezadan çok daha fazla etkilidir. Cezanın tüm olumsuzluklarını ayrıca barındırmaz”

Birçok aile ceza ile disiplini birbirine karıştırabilir. Disiplini de bir ceza gibi kullanabilirler. Bu durumda ise çocuğun hata yapmaktan korkan biri olmasını sağlarlar. Zaten cezanın iyi bir pedagojik araç olmadığını söylememe gerek var mı bilmiyorum. Ancak bu sözüm üstün zekalı çocuklar için doğrudur. Eğitimde özel eğitimin birçok grubunda ceza kullanılır. Üstün zekalı çocuklar aşırı hassasiyetleri, otoriteye karşı koymaları, sınırları sorgulamaları sebebiyle ceza onlarda ağır tahribatlar bırakabilir. Hatta cezaya da başkaldırıyı da görürsünüz. Artık ne kullanacaksanız kullanın bakalım.

Bu arada ABD’de “Punishing By Rewards: ….” yani “ödülle cezalandırma” olarak çevirilen kitabın Türkiye’de de bir kişi tarafında aynı fikirle yazıldığını gördük. Ancak birçok kişi bu kitaptaki düşüncelerin Amerika’da 20 sene önce yayınlanan bir kitapta olduğunu bilmez. Bu konuya girmiyorum. Fikir üzerinde duralım. “Ödül, çocukta alışkanlık yapar ve artık çocuk ödül için yapması gerekene yapacağı için ödül araç iken amaç haline gelir” demek istiyor. Doğru mu? Elbette hayır.

Ödül için yapması gerekeni yapan çocuk çok azdır. Her çocuk ve aile ödülün ne için olacağını zaten söyler ve üzerine durur. Ödülü hayatımızdan asla çıkaramayız. Her zaman karşımıza çıkar. Örneğin maaşımızın artması, akademik teşvikler gibi birçok şey bizim performansımı artırmak için verilen ödüllerdir. Cezasız da hayat olamaz. Muhakkak olacaktır. Biz bunları tartışmayacağız. Ödül ve ceza sisteminin kişinin kendisinde olup, dış unsurlardan sıyırmaya çalıştığımız disiplini konuşacağız.

“Disiplin, ödül ve cezanın olumsuz etkileri için bir kalkan olduğu gibi kişiyi hedeflerine ulaştıran en güvenli araçlardan biridir.” Disiplin çocuklara bir şekilde yol göstericilik, danışmanlık yapmadır. Cezadan tamamen farklıdır.

***

Disiplinde Asenkron Gelişimi Dikkate Almak Gerekir

Çok kez söyledim. Asenkron gelişim, üz çocuğun gelişim alanlarında birbirine paralel gelişimi yaşayamamasıdır. Örneğin bilişsel gelişim ileride giderken, duygusal gelişim geriden gelebilir. Bir evin tüm hesabının en ince ayrıntısına kadar tutan bir çocuk karşımızdayken aynı zamanda özbakım becerilerinde hatalar yapabilen aynı çocuk da olabilir.

Aileler, çocuklarının bir yaşta ama farklı gelişim alanlarında her yaşta olabilecek olan çocuklarının duygularını dikkate almalıdırlar. Asla ezici olmamaları gerekir. Asenkron gelişimin farkına varan aileler bu konuda çok dikkatli hareket ederek çocuklarında disiplinin gelişimine katkı sunabilirler.

***

ÜZ çocuğun disiplinsizliğine yönelik yanlış anlamalar da olabilir. Aşırı hassasiyet ve mükemmeliyetçilik durumu yanlış davranışların çıkmasına da sebep olabilir. Aileler, çocuklarındaki davranışlarının ortaya çıkışındaki arka planı çok iyi irdelemelidirler. Üstün yetenekli bireyler toplumda garip, farklı görünürler. Yaptıkları bazen disiplinsizlik olarak algılanabilir. Eğer bu durum aile tarafından dikkate alınmazsa üstün zekalı çocuğun davranışlarından ve giderek kendinden şüphe duymaya başladığı görülür. Çocuk kendini geri çekebilir, içine kapanabilir.

Öncelikle bizim çocuğumuzun hassasiyet alanlarını fark etmemiz, mükemmeliyetçilik gibi durumlarını çok iyi anlamamız gerekir.

Şunu unutmayalım ki, disiplinde en önce yapılması gereken çocuğumuzla olan ilişkimizin iyileşmesidir. Yanlış davranışlarla mücadele etmeye çalışan aileler şunu bilmelidirler, çocuğunuzla ilişkinizi düzeltmedikçe o yanlış davranış değişmeyecektir. İsterseniz deneyin.

Ne zaman ilişkiniz düzeldi o zaman ancak disiplin sürecine başlayabilirsin.

Ardından yapacağınız şey çocuğunuza saygı duyduğunu hissettirmenizdir. Neden böyle dedim? Karşınızdaki sizi anlamalıdır. “Ben saygı duyuyorum zaten” sözlerini duyuyorum. Onun da bunun hissetmesi gerekir. Bunun için çocuğunuza samimi ve içten saygı duyun. Ardından siz söylemesiniz bile evin kuralları, kendi yapması gerekenler konusunda çocuğunuzda disiplin gelişecektir.

Neden Disiplin Kelimesi Sevilmez?

Hepimiz çocukluk yaşadık, ancak o dönemin anlayışı, eğitim ve öğretimdeki baskın paradigması davranışçılık ve bilişselcilik akımıydı. Bir de hem ülkemizde hem de tüm dünyada yaşanan insanları değiştirmek ve dönüştürmek için güç kullanımı her yere etki etmişti. Davranışçılık, öğrenmenin davranışlarda gösterimi üzerine vurgu yapar. Bir çocuk yerlere tükürmemesi gerektiğini öğrenmesi ancak tükürmeme davranışı göstermesi ile ölçülür. Görmediğiniz bir zaman tükürse bile. Bu davranışları kazandırırken de aynı hayvan eğitir gibi yöntemler kullanılır. Pekiştireçler, molalar, yoksun bırakmalar vs. Bunun bilimsel adı ise Uygulamalı Davranış Analizi İngilizcesi Applied Behavioral Analysis (ABA) dir. Bunu Amerika bilhassa zihinsel yetersizliği olan, otizmli bireyler, davranış bozukluğu olan çocukların eğitiminde kullanır. Ancak ciddi eleştiriler almaktadır. Davranış sağaltımında uygun olmayan davranışların azaltılması, uygun davranış sayısının artırılması çocukların insan olmasını sağlayan duyuşsal boyutun ihmal edilmesinin onları robotlaştırdığı düşünülmektedir. İnsan bir kere robot değil asla olamaz.

Davranışçı yaklaşım ve onun metodlarının bırakın saydığımız özel eğitim gereksinimi olan gruba bir dönem tüm öğrencilere uygulandığını hepimiz gördük. Ben hala okumaya geçtim diye önlüğüme takılan kırmızı kurdelanın ne anlama geldiğini ve saçmalığını sorgulamaktayım.

Rehabilitasyon merkezinde çalışan bir yandan zihin engelliler öğretmenliği okuyan bir öğrencim vardı. Bir gün bana bir şey anlattı. Hocam bir öğrencimiz vardı, başka bir öğretmen onunla ilgileniyordu. 25 yaşında sanırım, hafif ya da orta zihinsel yetersizlik tanısı konmuş. Merkeze sakal traşı olmadan, dişini fırçalamadan geliyordu. Pis kokuyordu. Öğretmeni ise ona “kaç yaşına geldin hala pis kokuyorsun” demiş. Öğrenci hemen gidiyor. Ben öğrendim bunu aradım ailesini ben ilgileneceğim dedim. Geldi yine aynı şekilde, ben hoş geldin diye sarılmaya çalıştım, kendini geri çekti. Noldu dedim. Gel bakalım dedim sarıldım. Ertesi gün tertemiz geldi. Burada ihmal edilenin bireyin öz kavramı ve duyguları olduğunu sanırım anladık. İster zihinsel yetersizliği olsun, ister otizm spektrum bozukluğu olsun, bireyin duygu ve benliğini hesaba katmayan yaklaşımlar robotlaştırmaktan ileri gitmez.

Okulda ve sınıfta davranış değiştirmek için bu davranışçı yaklaşımın eserlerini görürüz. Bunlar bir de uzmanlar tarafından uygulanır. Kartlarla çocuklara davranış sağaltımı yapılır. Sarı kart, kırmızı kart. Ben bunu duyunca sinirden ve şaşkınlıktan nasıl yani dedim. Bu yöntem uygulanan çocuk en sonunda eline aldığı sivri uçlu bir şeyle öğretmenin üzerine yürüyor. Sonra da hadi bakalım çocuk okul değiştirsin.

Disiplin deyince ve disiplin gerektiren şeyler deyince bundan 20 sene öncesinde bizim yaşadıklarımız ve gördüklerimiz oldukça ürpertici olduğu için bu kelime bize hoş gelmiyor.

Bir başka yaklaşım olan “bilişselcilik” ardından hakim olmaya başladı. Bu yaklaşım bizi bir bilgisayara benzetti. Giriş üniteler, işlemler ve çıkış üniteleri. Bu anlayışa göre uygun mesajlar verilince uygun işlemler yapılacak ve uygun dönütler alınacaktı. Ama her zaman öyle olmuyor değil mi? Bizimle ikna edici birçok konuşma yapan öğretmenlerimizi hatırlarız. Hatta ders sanki nasihat dersi. Boyun nasihat, öğüt, örnekler, okunan parçalar aynı şekilde, şiirler aynı şekilde. Şimdi de bedenden çıkılmış, üzerine yüklenilen nesne “Beynimiz” olmuştur. Ancak ne kadar bu şekilde disipline etme girişimleri olursa olsun. Hala sorunlar bitmemiştir. Çoğu kez içimizden “He he” dediğimizi hatırlıyorum. Eğer bu da disiplin ise disiplin kelimesi elbette sevilmez.

Bir aile benimle görüşmek için yanıma geldi. Çay içtik. “Hocam biz İngiltere’de 3 sene kaldık. Oranın eğitimine hayran kaldık. Çocuklar ne yapmaları gerektiğini biliyorlar. Bizim çocuklar ise şımarık, siz de görmüşsünüzdür yazın plajda ağlayan zırlayan çocuklar genelde bizim çocuklarımızdır. Biz de aynı disiplini bunlara kazandırmak istedik. Kızımıza disiplin için mahrumiyetler, molalar vs. derken, bir gün çocuğumuz 24 saat yemeğe gelmedi. Biz endişelendik, razı ettik getirdik”.

Ben de şaşkınlıkla dinliyorum. Üstün zekalı bir çocuğa bu yaptığınız asla sökmez, aç kalır yine de onurundan, gururundan taviz vermez, dedim. Çünkü biliyorum.

Tüm bu disiplin adı altında yapılan saçmalıklar, eğitimi ve öğrenmeyi yanlış kavramaların yansımaları bizi “Disiplin” kelimesinden soğuttu, sevilmez bir kelime haline getirdi. Üzgünüm ama bizim suçumuz değil, pedagojinin suçu, öğrenmeyi açıklayan kuramcıların yanlış bakış açılarının sorgulanmamasının sonucudur.

***

Disiplin kelimesi üstün yetenekli insanların en çok sevdiği kelimeler arasındadır. Hiç de dillerinden düşürmezler. Türkiye derecesi yapan çocuk “Çok sistemli çalıştım” der. Yetenekli insanlar ürünlerini ortaya koyma sürecinde müthiş bir disiplin içinde hareket ederler. Peki bu durum gerçekten disiplin midir?

ÜZ Çocuklarda Disiplin Yerine Özdisiplini Geliştirmeliyiz

İşte burada sihirli bir “öz” ya da “kendi” kelimesi eklenmiştir. Bu çocukların özbenlikleri zarar görmeden gelişmelidir. Eğer zarar görürse üstün yeteneğin ortaya çıkmasını sağlayan önemli bir dinamik çalışmaz. O yüzden disipline edilmesini istediğimiz çocuğumuzun, kendi kendini disipline edebilen bir kişi olmasını sağlamalıyız. Aslında biz değil, kendisi kendini disipline etmelidir. Bu olmazsa sadece geçici bir disiplin görülür ve buradan yetenek ortaya çıkmaz. Peki bu nasıl sağlanacaktır. Değerli aileler, yapay zeka çalışmaları bizi gerçekten kendimizi anlaya doğru itiyor. Daha önceki yazılarımda ya da konuşmalarımda sanıyorum söyledim. Bireyde gelişmesi gereken en önemli duyuşsal özellik “kendilik inşasıdır”, “Benlik imajıdır” bu iki kavram birbirine çok kavramlar olup birincisi bizim kendimize ait tüm dinamiklerimizdir. Diğeri ise buna ilişkin algılarımızdır. Yapay zeka üzerine çalışmalar yapanlar bir örümcek robotun gelişimi için bu kavramlar üzerine çalışıyorlar. Bu robotun bizim gibi olabilmesi için kendini algılaması ve görmesi gerekir. Örneğin robotun bir bacağının kopmasını sağlıyorlar, robot da kameralarla bu görüyor ve algılıyor. Bacağının bu halde olması sebebiyle hareket etmesi için nasıl bir uyarlama yapması gerektiğini kendisine bildiriyor. Bu büyük bir devrim bence. Artık makineler de kendilerinin farkına varmaya başlayacaklar. Bu onların kendilerini geliştirmeleri, içten bir dinamikle bunu yapmaları demek.

İnsan da öyle ne zaman kendinin farkına varırsa o zaman özdisiplin gelişmeye başlayacaktır. Bir çocuğun kendi uyku ihtiyacını anlaması gerekir. Uyku ihtiyacını yeterince alamadığında ertesi güne etkisini görmesi, bilmesi ve deneyimlemesi gerekir. Bunun sonucunda kendi vücuduna, derslerine, itibarına verdiği zararın farkına varması gerekir. Bizim yapmamız gereken ise bunu farkına varma süreçlerine yardım etmektir.  Üzüldüğünde sadece omzumuza yaslanmasını sağlamak ve kucaklamaktır. Nasihat etmek asla değil, azarlamak asla değil. Özdisiplinin gelişmesi her çocukta farklı zamanlar alabilir. O yüzden sabırlı davranmalıyız.

Kendisinde Özdisiplin Gelişmemiş Anne-Baba Çocuklarında Özdisiplin Gelişmesi Beklemesin

Birçok aile ile karşılaştım. Çocuklarının geç yatmasından, bilgisayar oynamasından, plansızlığından dert yanmaktadırlar. Ancak kendilerine sorduğumda benzer şeylerin kendilerinde de olduğunu fark ediyorlar. Bilhassa çocuğumuzun büyümesi sürecinde bizim özdisiplinimizin yüksek olması gerektiğini belirtmek isterim. Erken yatma, yatma ritüellerine muhakkak uyulması ve erken kalkma biz de olmalıdır. Geç gelip, televizyon başında uyuklayan ailelerin çocuklarımız neden bilgisayar oyunundan kalkmıyor demesi doğru değildir. Bilgisayar oyunu oynanabilir, ancak bunun çocukla birlikte belli zaman aralığında keyif almak için yapılıp bırakılması konusunda da biz ailelerin özdisiplini gelişmiş olmaktadır. Hayat sadece bizim oyuncaklarımızı değiştirir. Çocukken oynadığımızı oyuncakların, zevk aldığımız şeylerin sadece şekli değişmiştir. Çocukken bu zevk aldığımız şeyleri ne kadar sürede kullanmamız gerektiği, bazen çok hoşumuza giden şeyleri erteleyebilmemiz konusundaki irade kontrolümüzün gelişmesi bizim ileride de bu konuda başarılı olmamızı sağlayacaktır.

Şu an çocukluğumuza geri dönemeyeceğimiz muhakkak yani otokontrol gelişimi ile ilgili o kritik dönemdeki çalışmaları (Bkz. youtube Marsmallow Testi) şimdi kendimize yapmalıyız. Kendi otokontrolümüzün gelişimi için çabalamalıyız. Buradaki gelişme çocuklarımızdaki özdisiplin gelişiminde etki olarak görülecektir.

Devamı olacak olan yazımda belli dönemlere göre disiplinin gelişmesinde aile yaklaşımlarından bahsedeceğim.

Doç. Dr. Hasan Said TORTOP

Üstün/Özel Yetenekliler Uzmanı

Hasan Said TORTOPhttps://yetenekvegitim.com
Doç.Dr. Hasan Said TORTOP kimdir Hasan Said TORTOP, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını bilim eğitimi üzerine yapmıştır. Akademisyenliğe geçişi (2012) öncesi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda fen bilimleri öğretmeni olarak çalışmıştır. Bunun son üç senesi üstün/özel yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Bilim ve Sanat Merkezlerinde olmuştur.2012 yılında akademisyenliğe Bülent Ecevit Üniversitesi’nde (Zonguldak) başlamıştır. 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi alanında Türkiye’deki ikinci dergiyi “Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (UYAD) kurmuş ve editörlüğünü 2017 yılına kadar yapmıştır. Bunun yanında 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi (dergipark.gov.tr/jgedc) ve Üstün Yetenekli Genç Bilim İnsanları Eğitimi Dergisi (JEGYS) (dergipark.gov.tr/jegys) dergilerini kurmuş ve halen editörlüklerini yapmaktadır. Bu dergilerden JEGYS uluslararası bir dergi olup ingilizce olarak yayınlanmaktadır. 2013 tarihinde özel yetenekli çocukların eğitimi için Özel Eğitim Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuştur. Bu merkez bünyesinde Türkiye’deki özgün iki programdan biri olan Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı (ÜYÜKEP) Modeli’ni hayata geçirmiştir. Halen İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Özel Eğitim Bölümü Öz Yetenekliler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı olarak çalışmaktadır. “Üstün Zekâlılar Eğitimde Farklılaştırılmış Öğretim Müfredat Farklılaştırma Modelleri”, “Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı ÜYÜKEP Modeli” ve “Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Yapıyor” adlı kitapları yayınlanmıştır. Bu zamana kadar 40 a yakın ulusal ve uluslararası makalesi yayınlanmış, 10 a yakın proje yürütücülüğü yapmıştır. Çalışma alanları; üstün/özel yetenekliler eğitimi, farklılaştırılmış öğretim, bilim eğitimi şeklindedir. Projeler Zonguldak Jeobilim Okulu – TÜBİTAK Projesi - Yürütücü Batı Karadeniz Proje Fikrini Arıyor - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar-Proje Danışmanlık Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Fen ve Mühendislik Uygulamaları (STEM) Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü İdari Görevler Bülent Ecevit Üniversitesi Özel Eğitim Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü (2012- 2017) Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2015- 2017) İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2017 halen) Editörlük Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (Journal of Gifted Education Research) web sitesi: www.uyad.beun.edu.tr – Kurucu ve Editör (2013 - 2017) www.uyad.beun.edu.tr Journal for the Education of Gifted Young Scientists. Web sitesi: www.jegys.org – Kurucu ve Editör (2013- Halen) www.jegys.org Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi Web sitesi: www.jgedc.org – Kurucu ve Editör (2014- Halen) www.jgedc.org Yükseköğretim ve Bilim Dergisi Web sitesi: www.higheredu-sci.beun.edu.tr Yardımcı Editör (2012- 2017) Ödüller Bülent Ecevit Üniversite Bilim ve Hizmet Ödülleri (2013). Sosyal Bilimler Alanında En Çok Yayın Yapan Akademisyen Ödülü (ikincilik). Makaleler Üstün Yetenekliler Eğitimi 6 Yabancı 24 Ulusal makale Kitaplar Üstün yetenekliler üniversite köprüsü eğitim programı ÜYÜKEP Model. Üstün zekâlılar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim müfredat farklılaştırma modelleri Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Hazırlıyor Yaratıcı Anneye Sihirli Notlar Geleceğin Bilimi Genetik (Tematik Ünite) Bilişsel Alan Yeteneği Boyama ve Etkinlik Kitabı Temel Kodlama Becerileri Eğitimler 11-15 Aralık 2017 MEB Özel Eğitim Genel Müdürlüğü- Özel Yetenekli Öğrenciler Eğitici Eğitimi ve Program Geliştirme Çalıştayı- 130 BİLSEM öğretmenine Farklılaştırılmış Öğretim Tasarımı Hazırlama Eğitimi- Değişik Kurumlarda yaklaşık 1000 Öğretmene www.farklilastirilmisogretim.com Etimesgut İlçe MEM- Üstün Yetenekliler Eğitimci Eğitimi STEM Eğitimi Yetenek Geliştiren Aile Eğitimi Danışmanlıklar Türkiye’deki farklı kolejlere Seminerler TEVİTÖL - FMV Işık Okulları Küçük Prens Okulları TV Programları Zonguldak Yerel TV EGTYayin ÜLKE TV E-mail: hasantortop@aydin.edu.tr Telefon: 0505 3835795 Danışmanlık Almak İçin: https://gencbilgegitimdanismanlik.com/randevu/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Etkili Öğrenme Ortamı

Öğrenme, bireyin hayatı boyunca devam ettirdiği bir süreçtir. Öğrenme sadece okul içinde, dört duvar arasında değil, hayatın her alanında ve anında olağan bir durumdur.

STEM Nedir ? Ne Değildir?