ÜZ Çocuğunuzla Mutlu Olmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler – I

Toplumda, üstün zekalı deyince delilik ile ilişkili olduğu ile ilgili bir algı bulunmaktadır. Yetenekli bir yazarın kendini alkole vermiş, kafasına göre odaklandıkça yazan, yetenekli bir artistin biraz çılgınca aykırı hareketler yapan, bilim insanlarının uçuk kaçık biraz izole gibi yönlerinin olduğunu düşünürüz. Gerçekten de öyle midir? Üstün zekalı bireylerin psikolojik uyumları ile ilgili problemler görülebilir mi ? Bu oran nedir ve nasıl çözümlenebilir? Bu yazımda bu konuyu ele alacağım.

Öncelik “mit” yani yanlış inanışlardan bahsedelim. Bunları çok görüyorum. Aile eğitimlerimde ve danışmanlığını yaptığım ailelerde birçok yanlış inanış olduğunu görüyorum. En son hatırladığımı söyleyeyim, “Her çocuk üstün yeteneklidir” bu düşünce bir yanlış inanıştır. Bir kere her çocuk üstün yetenekli değildir. Yetenekli olabilir. Ancak yetenekli olmasının da bir kriteri olduğunda bir çocuğu yetenekli olarak da betimleyebilmeniz için belli standartları yerine getirmesi gerekir. Gelelim üstün yetenekliliğe, üstün yeteneklilik genel ve özel alanlarda normal üstü şekilde performans göstermesidir. BU durum basit bir durum değildir. Ama biz 1974’te çıkarılan (WISC-R) bir testi uygulatarak çocuğumuza üstün zekalı tanısı koyabiliriz. Sene olmuş 2019 ve biz bu testle üstün zekalı tanısı koymaya kalktığımızda birçok kişiye üstün zekalı diyebiliriz. Yazılarımı takip edenler bilirler ki, zeka testlerinden yüksek puan almak da çocuğun üstün yetenekli olması için yeterli bir kriter değildir.

Neyse bu şekilde 18 tane miti “Farklılaştırılmış Öğretim” kitabımda ele aldım. Bunları detaylı incelemek isteyenler kitabıma bakabilirler. Burada konumuz ise “üstün zekalı bireylerin psikolojik uyumları itibariyle sorunlu kişiler olduğu” mitinin aydınlatılmasıdır. Bu konuyu ilk alan kişi benim tabirimle üstün yetenekliler araştırmalarının ilklerinden, babası diyebileceğim Terman’dır.

Terman, 30 sene boyunca  1524 üstün zekalı bireyleri incelemiş ve sanılanın aksine bu kişilerin psikolojik uyumlarında sorunlu olan bireyler olmadığını araştırmasında raporlamıştır. Benzer konuyu üstün zekalılarla ilgili 1927’de ilk okulu açan Hollingworth benim tabirimle üstün zekalılar araştırmaların annesi araştırmıştır. Ancak yaklaşımı biraz daha farklıdır. Bilhassa 180 IQ üzerinde bazı sorunların olduğunu öne sürmüştür.

Üstün zekalılar ile ilgili diğer mit ise “Erken olgunlaşan erken çürür” mitidir. Bu konu da üzerinde çok çalışılmıştır. Bu bireylerin bilhassa çok popüler olanlarında erken yaşta ölümler, intihar gibi durumlar bizi bu inanışa olumlu bakmaya iterken, bu tip durumda olanların geneli yansıtmayacağı gerçeği de bu miti yanlışlamaktadır. Üstün zekalıların intihar eğilimleri üzerine yapılan araştırmalar normal bireylerden farklı olmadıklarını göstermiştir. Ancak çok popüler olan üstün zekalı bireylerin bu tip psikolojik sorunları ile ilgili durum genele yayılan bir algıya dönüşebilir. Üstün zekalı çocukların birçok alandaki aşırı duyarlılıkları onların zeka, duygu, akıl gibi alanlarında erken olgunlaşmasını sağlayabilir. Ancak bu erken olgunlaşmanın bireyde psikolojik sorunları da tetiklediği, üstün zekalı bireylerin genelinde psikolojik uyumlarında sorun oluşturduğu ile ilgili net bir araştırma bulgusu yoktur.

Bu yazıda incelenmesi düşünülen konu, üstün zekalı bireylerin psikolojik uyumları ile ilgili olan sosyal öz-saygılarında, benlik algılarında, depresyon ve kendini gerçekleştirme eğilimlerinde nasıl bir durum sergilemektedirler.

Cinsiyet

ÜZ kız çocukların sosyal ve psikolojik uyumlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu şeklinde araştırma bulguları bulunmaktadır. Bu noktada erkek çocuklarda yukarıda belirtilen psikolojik uyum sorunları ile daha çok uğraşılır. Genel olarak bakıldığında kız ve erkek üstün zekalı çocukların benlik algıları olumludur. Kendilerine yönelik olarak algıları olan benlik algısı gelişimi, özsaygı gelişimine de eden bir faktördür. Benlik algısı, akademik ve sosyal benlik algısı olarak iki şekilde incelenebilir. Kişinin kendi akademik başarısına ilişkin algısı akademik benlik algısıdır. Çocuğun  “Kendimi başarılı bir öğrenci olarak görürüm” şeklindeki düşüncesi akademik benlik algısı ile ilgilidir. Sosyal benlik algısı ile kişinin kendini toplum içerisinde nasıl gördüğü ile ilgilidir. Kendisini asosyal olarak görmesi olumsuz sosyal benlik algısı olarak değerlendirilebilir.

Araştırmalar, ÜZ kız çocuklarının üstün zekalılık etiketinin kendileri için sosyal benlik algılarında sorun oluşturduğunu düşünmektedirler. ÜZ tanısı konan bir kız çocuğunun bu tanı ile birlikte etiketlemenin olumsuz yönlerine maruz kalması sonucu sosyal benlik algılarını da olumsuz etkilemesi durumu 1990 yılların araştırma sonuçlarıdır. Tabii ülkemizde durum nasıldır? Diye baktığımızda birçok aileye danışmanlıklarımdan edindiğim deneyimle, kız çocuklarından sadece anne-babası değil, diğer akrabaları da beklenti içine sokmaktadırlar. Kız çocuklarının bu durumu biraz alt kültürlerde ise erkek otoritesinin çok olduğu kültürlerde kız çocuğunu sosyal benlik algısında sorunlu duruma düşürebilir.

Akademik benlik algıları konusunda ÜZ erkek çocukların kız çocuklara göre daha olumlu olduğuna dair araştırma bulguları bulunmaktadır. Kız çocukların neden kendilerini daha başarılı olarak algılamadıkları konusunda yine çevrenin beklentileri, kendilerinin kariyer tercihlerinde sınırlı alanların olduğunu düşünmeleri, bu alanlara yüklenen kişi sayısının çok olmasından dolayı da bu şekilde bir durumun olduğunu söyleyebiliriz. Yine yakından deneyimlediğim bir olguda, kız çocuklarını genetik ve biyoteknoloji alanına ya da tıp alanına yönlendirme ailelerde çoktur. Bu ise yeni yeni gelişen alanda çok gelişmiş merkezlerin azlığı ve oraya da sınırlı kişilerin bilhassa da kız çocuklarının yönlenmesi nedeniyle kendilerini o yüzdenin içine sokamamaktan dolayı böyle bir durum oluşmuş olabilir.

ÜZ çocukların cinsiyetine göre özsaygıları konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak dediğimiz için üstün zekalılık olgusuna ilişkin farkındalığın bu çocukların özsaygılarının gelişimini de olumlu olarak destekleyeceğini söyleyebiliriz. Genel olarak bakıldığın da Terman’ın araştırmalarında da psikolojik uyum göstergeleri açısından üstün zekalıların normallerden pek de farklı olmadığı söylenebilir.

Yaş

Boylamsal çalışma olarak Terman’ın çalışmasından başka ciddi olarak ÜZ bireyleri inceleyen çalışmaya rastlamak mümkün değildir. Bu bireylerin genel anlamda yaşama boyunca psikolojik uyumları açasından normal bireyler olduğu bulgusu oldukça önemlidir. Ancak ÜZ çocukların belli yaş dönemlerinin kritik olduğunu belirtmekte yarar olduğu söylenebilir.

Kreş ve okulöncesi dönem ÜZ çocuklar için zor zamanlar olarak değerlendirilebilir. Bu çocuklar akranları ile aynı oyunları oynamazlar. Daha önceki yazılarımda ve konuşmalarımda da belirtmiştim, oyun bu çocuklar “bağımsız oyun”  yani kendi oyun kurallarını oluşturdukları oyun şeklinde devam etmektedir. Akranları, paralel oyun, sembolik oyun gibi aşamalardayken bu çocuklar okulöncesi dönemde bile oyun gelişiminin son safhasında kendilerini gösterirler. Akranlarının oynadıkları oyunları boş, gereksiz ve çocukça olarak görürler. Bu da onların akranlarından soyutlanmalarına neden olmaktadır. Eğer öğretmeni ve rehberlik servisi üstün zekalı çocuğu anlamazsa zorla etkinliklerin içerisine sokmak isteyerek çocukta okula gitmeye karşı isteksizliğin oluşmasına neden olabilir. Burada benim oldukça fazla üzerinde durduğum farklılaştırma kavramı devreye girmelidir.

Okulöncesi dönemde ÜZ çocuklar için oyunlar da farklılaştırılmalıdır.

Bir diğer konu ise bu dönemde okula karşı gelişen bu durum, davranış problemi gibi gözüken durumları da beraberinde kendini gösterir. Bu konuda da bilinçsizce davranılır ve ÜZ çocuğa davranışçı yaklaşımın terapileri ile davranış değiştirme sağaltımı uygulama kalkılırsa, bu çocukların şiddet içeren tepkileri öğretmenine karşı oluşabilir. Burası oldukça önemlidir. Öğretmen ya da rehberlik servisi olaya “Çocuğun akranları ile kaynaşması” şeklindeki bakışı büyük ihtimalle yanlış bir bakıştır. Çocuk çok rahatlıkla sosyal uyum sağlayabilir ancak bu tarz ile değil. Çocuğun bağımsız oyunlarla liderlik edeceği, otonomisini ortaya koyacağı, dolayısıyla özsaygı gelişimini destekleyici oyun ve etkinlikler ÜZ çocuğun bu yaşa ve dolayısıyla okuluna uyumunda etkilidir.

Yeri gelmişken bir başka konu olan ve şu zamanda popüler olan oyun terapisinden bahsetmek istiyorum. Oyun terapisi ciddi uzmanlık isteyen bir konudur. Bunun nedeni bunu uygulayan kişinin, hem psikoloji, hem pedagoji hem oyuna vukufiyetinin olması gerekir. Yani bu üç alanda da kendini geliştirmiş kişi bulmak oldukça zordur. Bir de üstüne “Üstün zekalılık” olgusu eklendiğinde olayın rengi daha da değişmektedir. Bazı ailelerin

ÜZ çocuğumu oyun terapisi ile anlamaya çalıştım ancak 15. Seansta bir şeyler çıktı

şeklinde bana gelen ifadelerinden dediklerimin doğru olduğunu anlamış olduğunuzu umuyorum. Tabi 14 seans için verdiğiniz paranın acısıyla. Bir kere ÜZ çocuğunuzu oyun terapisini filan sokmayınız. Sokacaksanız da bu dediklerimi üzerinde bulunduran işin üstadı olan kişilere, bu da 2-3 seansta oluyorsa bu işin üstadı olduğu anlamına gelir. “Yok çocuk açmıyor kendini, yok saklıyor” filan gibi laflar  bu kişinin bu işin uzmanı olmadığını göstergesi olabilir.

Okulöncesi dönemde ÜZ çocukların akranları ile aynı kitapları okumadıklarını da görmekteyiz. Bu durum da psikolojik uyumlarında etkili olabilir. Bu noktada farklılaştırmanın yapılmasını öneririm. Vitus filminde çocukların farklı oyunu oynayıp, Vitus’un sözlükten “paradoks” kelimesinin anlamına bakmasını hatırlayınız.

ÜZ çocuklar için okul, eğer yeteneklerinin gelişimini destekleyici bir yer değilse, aşırı otoritenin olduğu, kuralların dayatıldığı, basit konuların zorla işletildiği yer ise elbette kaygı ve korku kaynağı olacaktır. Bu açıdan ÜZ çocuklar için 4-7 yaş aralığı psikolojik uyumlarında kritik dönem olarak söylenebilir. Bu dönemde, daha önce de belirttiğim gibi aile-okul-öğrenci arasında ittifakın kurulması önemlidir. Öğretmen, aile ve danışmanın sabırlı ve anlayışlı olması gereklidir.

Lise dönemi yaşlara baktığımızda ÜZ çocukların en önemli sorun kaynağı okul tercihleridir. Bu sadece onların değil ailelerinin de önemli sorundur. Kariyer planları bu yaş döneminde psikolojik uyumlarında onları en çok etkileyen unsurdur. Bir de üzerine “çoklu potansiyel” durumu eklenirse o zaman daha zorlu, kaygılı, bazen stresli bazen depresif günler bizi beklemektedir. Bir de lise döneminin ilk yıllarında kolejde ilk senede ÜZ çocukların birbirlerinin güçlerini tarttıkları dönemdir. O yıl kimin daha yüksek not aldığı, başarı elde ettiği, en önemli konular arasındadır. Bu durumda ÜZ çocukları yüksek kaygı içerisine sokmaktadır. Bu rekabetin de olumsuz etkisinin giderilmesi gerekmektedir. Bu noktada danışmanın da hem çoklu potansiyelin ne olduğunu hem de gelecekte çoklu potansiyelin yansımalarının hangi kariyer alanlarına evrileceğini kestirebilmesi gerekmektedir. “Evet, evet, hımm, hımm, neden öyle düşünüyorsun” psikologlar ve danışmanlar bu süreçte sadece vakit kaybıdır. Bu açıdan ÜZ çocuğun danışman ve psikoloğunun da ÜZ olması gerektiğini artık ciddi ciddi düşünmeye başladım diyebilirim.

Yetenek Alanları

Bazı annelerin ve babaların çocuklarının yetenek alanlarının keşfinde uzmanlardan daha da uzman olduğunu söyleyebilirim. Bunun nedeni öncelik biz danışmanların gözlemlerinden daha fazla veriye sahip olmalarıdır. Bunun yanında biraz içgörü biraz da geleceği yordama gibi özellikleri de varsa çocuklarının yetenek alanına doğru yönlendirmesiyle psikolojik sorunlar yaşamasının önüne geçerler. Ancak, hepimiz öyle olamayız değil mi? Bir yandan işin stresi ve yoğunluğu, bir yandan aile hayatı bir yandan ise ÜZ çocukların sorunları ile baş etme telaşı. Bu zamana kadar tanıdığım ÜZ çocuğu olan ailelerin bir çoğunun ciddi araştırmalar ve çocuklarının kişiliklerini tanımaları aracılığıyla bu konuda kendilerinden emin bir şekilde çocuklarına danışmanlık yaptıklarını gözlemledim. Kariyer tercihleri konusunda önemli araştırmacılardan olan Holland kişilik özellikleri ile kariyer tercihleri arasında güçlü ilişkinin olduğunu belirtmektedir. Kişilik, bizi diğerlerinde ayıran özelliklerimizdir. Demek ki öncelikle çocuğumuzun kişilik özelliklerinin doğru belirlenmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde işe alınacak kişilerin kişilik özelliklerinin belirlendiği ölçekler kullanılmaktadır. Bu ölçeklerle kişinin kişilik haritası çıkarılarak kişinin kariyer alanı ile uygunluğuna bakılır.

Bizim ÜZ çocuklarda isteğimiz onların mutluluğudur. Hani çoğumuzun söylediği bir söz vardır, “insanı iki şey mutlu eder eşi ve işi”. İşte bu konularda doğru ve isabetli kararlar, ÜZ çocukların psikolojik uyumları açısından önemlidir. Şimdi yetenek alanları ve bu alanlara yönelen kişilerde yaşanan durumları incelemeye çalışalım. Ben mümkün olduğu kadar özetle ve anlaşılır olarak vermeye çalışacağım. Detayları gözlemleriniz ve deneyimlerinizle doldurabilirsiniz.

Görsel-Uzamsal 

Görsel- uzamsal alanda ÜZ çocukların en önemli özellikleri kelimeler yerine imajlar üzerinden düşünmeleridir. Bu çocuklar, konformist yani uydumcu asla değillerdir. Bazen bunlar yanlışlıkla “Beklenmedik düşük başarısızlık” gösteren kişiler olarak değerlendirilebilirler. Halbuki sözel alanda bunların ortalamada olması, ancak görsel-uzamsal alanda zeka testlerinde oldukça iyi düzeyde olmaları bu kanaatin oluşmasında yeterli değildir.

Bizim asıl zorluk çektiğimiz durum ise bu çocukların kendilerini ifade etmelerinde zorlanmalarıdır.

Bu özellikteki çocuklara danışmanlık yapacak kişinin psikodrama ve sanat terapisi tekniklerini iyi kullanabilir olması gereklidir. Duygu ve düşüncelerini anlatmakta zorlanan bu çocukların kendini ifade etme yönleri görsel-uzamsal yeteneklerini gösterdikleri araçlarla olmaktadır genelde.

Görsel-uzamsal alanda ÜZ çocukların geometri, coğrafya gibi derslerde iyi olduğu görülmektedir. Bu dersleri sevebilirler.

“Bu çocuklar için yapılabilecek üstün yetenekliler eğitim programlarında sözel alandaki hızlandırma çalışmaları hatalı sonuçlar vereceğini dikkatli olunmalıdır”.

Müzik 

Müzik alanında ÜZ çocuklar için erken yaş şarttır. Elbette istisnalar olabilir ancak erken yaşta müzik alanında yeteneği keşfedilen çocuklar için yapılması gerekli olan şeyler; müzikle ilgili başarılarla beslemenin yapılması, bol tekrarlar ve eğitimlerdir. Benim yaratıcılık ile ilgili araştırmalarım şunu bana gösterdi; siz de herhangi bir alanda yetenek gelişebilir ancak o alanda yaratıcı olmak çok çalışma ile kazanılmaz. Aynı şey müzik alanında yaratıcılık için de geçerlidir. Müzik alanında yetenekli çocuğun yetişmesinde ÜZ çocuğun çok tekrarları ve yüksek performans göstermesi gereken görevleri onu yorabilir. Bu durum konusunda dikkatli olunmalıdır. Kaplan Anne’nin Zafer Marşı kitabının yazarının çocuklarının müzik eğitiminde gösterdiği yüksek disiplin karşısında bir çocuğunun isyanı ile ilgili sahneyi hatırlatırım. Şu bilinmelidir ki, müzik yeteneğinin gelişmesi aynı zaman ciddi mana disiplinin gelişmesi, ileride de bunun özdisipline dönüşmesinin profesyonelce yapılması gereklidir.

Bir de şu konu akıldan çıkarılmamalıdır. Müzik yeteneği ile akademik yeteneğinin aynı oranda gitmesi kolay değildir, hatta mümkün bile değildir. Bu açıdan müzik yeteneğinde ilerleyen bir çocuğun akademik yeteneğindeki düşüş onun kendisini ve yaptığı işi değersiz hissetmesine de neden olabilir. Müzik yeteneği olan çocukların kendilerini ifade yolları genelde sözel dil değil müziktir. Bu açıdan duygularının ifadesinde müzik terimlerini ve müziği kullanabilirler. Bu açıdan bakıldığın müzik yeteneği olan bir çocuğunun yaşayacağı psikolojik uyum problemlerinde müzik terapi tekniklerinin kullanımı yararlı olabilir. Bu açıdan danışmanın müzik terapi tekniklerine aşina olması beklenir.

Sözel/Dilsel 

Bu çocuklar dili çok akıcı bir şekilde kullanabilirler, çok geniş ve zengin kelime dağarcığına sahiptirler. Bu çocuklar, tartışmacı ve asi olarak görülebilirler. Onlarla iyi vakit geçirmek için dili çok iyi kullanmak gerekebilir. Dili çok iyi kullanmayan kişilerin yanında suskun kalabilirler, ara ara yaptıkları konuşmalarda alaycı biriymiş gibi görülebilirler. Sözel/dilsel alanda ÜZ çocuklara danışmanlık yaparken uzun uzun konuşmanın yararı olmayacaktır. Bunlarla etkili konuşma, deneyimler ve farkındalık üzerine konuşmalar daha etkili olabilir. Bu çocukların rahatlamaları, belli alanlarda iyi yazarların zor anlaşılan, temelleri sağlam argümanlarla örülü kitaplarını okumaları ile keyifli ve verimli tartışmalarla sağlanabilir. Bu yeteneklerini gösterememeleri onları sıkılmalarına, içe kapanık hale gelmelerine neden olabilir. Benim de çok tecrübelerim oldu böyle çocuklarla, otokontrolü sağlamlaşmış olanları öncelikle sizi iyi dinler ve tartar, sonrasında konuşmaya başladıklarında hayran kalırsınız. Dile hâkimiyetleri, muhakeme güçleri ile sizi şaşırtırlar. Ancak karşısında umduklarını bulamadıklarında sanki kaplumbağa gibi kabuklarını içlerine çekildiklerini görürsünüz. Bu harika yeteneklerinin kendisinin anlaşılabilir ortamları bulması ile yeşerdiğini görürsünüz. Ancak böyle bir ortam oluşmazsa diğer öğrenciler tarafından geçiştirilme ve dışlanmaya maruz kalma olasılığı da vardır.

Sosyal/Liderlik 

Sosyal alanda demek liderlik ya da kişilerarası ilişkiler alanında üstün yetenekli olmak anlamındadır. Bu çocuklar muhteşem bir empati kurma becerisine sahiptirler. İletişimleri çok güçlüdür. Karşısındakini çok iyi ikna ederler. Ben eğitimlerimde Hannibal Dizisindeki polisin olay yerinde gözlerini kapatıp geri geri geldiği sahneyi izletirim. Orada saf empati yeteneği vardır. Bu çocuklar da sanki karşısındakinin zihnini ve duygularını okurlar. Şöyle hatırlıyorum bir konuşmada, benim arkadaşlarımla bir konuşmaya başlarım, sonra bir başka yerdeyiz. Arkadaşlarım bir an kendilerine gelirler “Biz neredeyiz” , ben onları ikna edip bir yerlere götürmeyi çok rahatlıkla beceririm. Bu alanda yetenekli olmak herkeste bulunmaz.

Peki sınıfta ve okulda nasıllardır? Aslında akademik başarıları, liderlikler ve insani ilişkilerinin gölgesinde kalmış olabilir. Bazen bu durum sanki “beklenmedik düşük başarısızlık” gibi algılanabilir. Ancak öyle değildir. Yetenek alanındaki parlaklığı diğer alanlarını gölgelemiş gibi gözükebilir. Bu çocukların da çektiği bazı zorluklar vardır. O da kariyer tercihleridir. Çok geniş bir yelpazede kendilerini bekleyen bir kariyer tercihi bulunmaktadır. Peki hangisi kendisi için en uygundur. Bu kararı vermek oldukça zordur. O yüzden bu çocukların karar verme becerilerinin geliştirilmemesi ciddi sorunlar yaşamalarına neden olabilir. Yine bu konuda da eğitimlerimde ıraksak ve yakınsak düşünme becerilerinin işe koşulduğu çalışmaları yapmaktayım. Bu tür anteranmanlar çok küçükken yapılmaya başlanmalıdır.

Kişilerarası ilişkiler alanında ÜZ çocuklar için danışmanlık süreci oldukça zordur. Çünkü, bu çocuklar danışmanlığı manipüle edebilirler. Karşısındaki çok iyi anladıkları için ayna gibi davranabilirler. İyi bir danışan değilseniz, yapılan danışmanlığın hiçbir yararı olmayacaktır. Sizin söylediklerinizin aynısının size tekrar ulaştığını görürsünüz. Her konuşmanız sanki hiç konuşmamış ve hiçbir değişiklik olmamış hissi verir size, konuşma bittikten sonra. Evet karşınızda bir makine size ayar vermektedir. İşiniz oldukça zordur. Bu alanda çalışmaları olan araştırmacılar bu çocuklarla yapılacak danışmanlıkta Geştalt Tekniklerinin yararlı olacağını söylemektedirler. Bu teknikleri ve ekolü incelediğimde bireyin kendisinin, kendisindeki farklı özelliklerin farkına vararak kendini yeniden algılaması ve kendine bütüncül olarak bakabilmesi için geliştirilen tekniklerdir. Yine okumalarım bana tek bir ekolün tercih edilmesinin doğru olmadığını söylüyor ancak sosyal/liderlik yeteneğinde ÜZ çocukların çevrelerini iyi bir şekilde anlayarak kurduğu kendine yönelik algısının değiştirilmesinde, yine kendini bütün olarak değerlendirirken kendinde göremediği, kişiliğindeki zayıf ve eksik yönlerini görerek ve tamir ederek yeniden bütünleşmenin sağlanması önemlidir.

Eğitimsel Stratejiler

Bu çocuklar için sağlanan eğitimsel stratejiler; gruplama, hızlandırma ve mentörlüktür. Bunlar, ileride uzun uzun ele alacağımız konulardır. Biraz özetle üzerinden geçelim. Gruplama stratejisi, yarı zamanlı ve tam zamanlı, homojen ve heterojen gruplama diye sınıflara ayrılır. Örneğin BİLSEM’ler yarızamanlı homojen gruplamaya örnektir. Fen liseleri, tam zamanlı homojen gruplamaya örnektir. Şimdi devam etmeyen Beyazıt Ford Otosan tam zamanlı heterojen gruplamaya örnektir. Eğer ÜZ çocuklar kendileri gibi akranları ile olurlarsa homojen, değilse heterojen gruplama, devamlı aynı ortamda eğitim görürlerse tam zamanlı, normal okullarına ek olarak farklı ortamlarda eğitim görürlerse kısmi zamanlı gruplamadır. ÜZ çocuklar kendileri gibi akranları ile aynı ortamda eğitim görmeleri onların akademik başarısını artırabilir, ancak bu rekabette başarılı olmanın tadı alınamayacağı için başarılı olmak normalleşebilir, bu da ÜZ çocukların akademik benlik algısını zedeleyebilir. Bunun yanında diğer çocuklarla sosyal ilişkiler azalacağı için kendilerini yüksek görme, elit görme bir durumları gelişebilir. Bu yüzden heterojen gruplama denemeleri yapılmıştır. Bu da çok verimli olmayabilir, ancak bu sayılan psikolojik uyum sorunlarını azaltabilir.

Hızlandırma ise ÜZ çocukların eğitim içeriğine daha erken ulaşmasıdır. Bu konudaki detayları “Radikal Hızlandır …” adlı makalemde detaylı anlattım. Sanılanın aksine hızlandırma ile ÜZ çocuklarda psikolojik sorunlar artmaz. Ancak bu kaliteli ve sistemli bir rehberlik servisi olan okullarda geçerlidir. Hızlandırma, bu şekildeki okullarda ÜZ çocukların psikolojik uyumlarında artışa da neden olmaktadır.

Mentörlük konusunda düşüncelerim en etkili strateji olduğunu yanında ÜZ çocukların psikolojik uyumları konusunda da çok iyi olduğudur.

ÜZ çocukları eğitim gördüğü kurumların bu çocukların psikolojik uyumlarını destekleyici olarak eğitimsel stratejileri kullanma konusunda da alternatifler üretebilmesi oldukça önemlidir. Umarım bu tür kurumların sayısı ve genel olarak eğitim kurumların bunları sunmaya ilişkin niteliklerindeki artışı görmeye devam ederiz. Çünkü bu çocukların psikolojik uyumlarında etkili unsurlardan biri de okullardır. Nasıl bir okulu seçmeliyiz konusunun yanında, bu çocukların yaşadıkları psikolojik sorunları başka yazılara bırakıyorum.

Doç.Dr. Hasan Said TORTOP

Üstün/Özel Yetenekliler Uzmanı

Kaynaklar

  • Lovecky, D.V. (1992). Exploring social and emotional aspects of giftedness in children. Roeper Review, 15(1), 18-25.
  • Rogers, K. B. (2002). Re-forming gifted education: How parents and teachers can match the program to the child. Scottsdale, AZ: Great Potential Press.
  • Silverman, L. (1993). Counseling the Gifted & Talented. Denver, CO: Love Publishing Co
  • Tortop, H.S. (2018). Üstün zekalılar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim müfredat farklılaştırma modelleri (2. Baskı). İstanbul: Genç Bilge
Hasan Said TORTOPhttps://yetenekvegitim.com
Doç.Dr. Hasan Said TORTOP kimdir Hasan Said TORTOP, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını bilim eğitimi üzerine yapmıştır. Akademisyenliğe geçişi (2012) öncesi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda fen bilimleri öğretmeni olarak çalışmıştır. Bunun son üç senesi üstün/özel yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü Bilim ve Sanat Merkezlerinde olmuştur.2012 yılında akademisyenliğe Bülent Ecevit Üniversitesi’nde (Zonguldak) başlamıştır. 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi alanında Türkiye’deki ikinci dergiyi “Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (UYAD) kurmuş ve editörlüğünü 2017 yılına kadar yapmıştır. Bunun yanında 2013 yılında Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi (dergipark.gov.tr/jgedc) ve Üstün Yetenekli Genç Bilim İnsanları Eğitimi Dergisi (JEGYS) (dergipark.gov.tr/jegys) dergilerini kurmuş ve halen editörlüklerini yapmaktadır. Bu dergilerden JEGYS uluslararası bir dergi olup ingilizce olarak yayınlanmaktadır. 2013 tarihinde özel yetenekli çocukların eğitimi için Özel Eğitim Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuştur. Bu merkez bünyesinde Türkiye’deki özgün iki programdan biri olan Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı (ÜYÜKEP) Modeli’ni hayata geçirmiştir. Halen İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Özel Eğitim Bölümü Öz Yetenekliler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı olarak çalışmaktadır. “Üstün Zekâlılar Eğitimde Farklılaştırılmış Öğretim Müfredat Farklılaştırma Modelleri”, “Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı ÜYÜKEP Modeli” ve “Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Yapıyor” adlı kitapları yayınlanmıştır. Bu zamana kadar 40 a yakın ulusal ve uluslararası makalesi yayınlanmış, 10 a yakın proje yürütücülüğü yapmıştır. Çalışma alanları; üstün/özel yetenekliler eğitimi, farklılaştırılmış öğretim, bilim eğitimi şeklindedir. Projeler Zonguldak Jeobilim Okulu – TÜBİTAK Projesi - Yürütücü Batı Karadeniz Proje Fikrini Arıyor - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar-Proje Danışmanlık Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Çağdaş Yaklaşımlar - TÜBİTAK Projesi- Yürütücü Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Fen ve Mühendislik Uygulamaları (STEM) Eğitimi- TÜBİTAK Projesi- Yürütücü İdari Görevler Bülent Ecevit Üniversitesi Özel Eğitim Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü (2012- 2017) Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2015- 2017) İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı (2017 halen) Editörlük Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi (Journal of Gifted Education Research) web sitesi: www.uyad.beun.edu.tr – Kurucu ve Editör (2013 - 2017) www.uyad.beun.edu.tr Journal for the Education of Gifted Young Scientists. Web sitesi: www.jegys.org – Kurucu ve Editör (2013- Halen) www.jegys.org Üstün Zekâlılar Eğitimi ve Yaratıcılık Dergisi Web sitesi: www.jgedc.org – Kurucu ve Editör (2014- Halen) www.jgedc.org Yükseköğretim ve Bilim Dergisi Web sitesi: www.higheredu-sci.beun.edu.tr Yardımcı Editör (2012- 2017) Ödüller Bülent Ecevit Üniversite Bilim ve Hizmet Ödülleri (2013). Sosyal Bilimler Alanında En Çok Yayın Yapan Akademisyen Ödülü (ikincilik). Makaleler Üstün Yetenekliler Eğitimi 6 Yabancı 24 Ulusal makale Kitaplar Üstün yetenekliler üniversite köprüsü eğitim programı ÜYÜKEP Model. Üstün zekâlılar eğitiminde farklılaştırılmış öğretim müfredat farklılaştırma modelleri Bilgin ve İlgin Bilimsel Araştırma Projesi Hazırlıyor Yaratıcı Anneye Sihirli Notlar Geleceğin Bilimi Genetik (Tematik Ünite) Bilişsel Alan Yeteneği Boyama ve Etkinlik Kitabı Temel Kodlama Becerileri Eğitimler 11-15 Aralık 2017 MEB Özel Eğitim Genel Müdürlüğü- Özel Yetenekli Öğrenciler Eğitici Eğitimi ve Program Geliştirme Çalıştayı- 130 BİLSEM öğretmenine Farklılaştırılmış Öğretim Tasarımı Hazırlama Eğitimi- Değişik Kurumlarda yaklaşık 1000 Öğretmene www.farklilastirilmisogretim.com Etimesgut İlçe MEM- Üstün Yetenekliler Eğitimci Eğitimi STEM Eğitimi Yetenek Geliştiren Aile Eğitimi Danışmanlıklar Türkiye’deki farklı kolejlere Seminerler TEVİTÖL - FMV Işık Okulları Küçük Prens Okulları TV Programları Zonguldak Yerel TV EGTYayin ÜLKE TV E-mail: hasantortop@aydin.edu.tr Telefon: 0505 3835795 Danışmanlık Almak İçin: https://gencbilgegitimdanismanlik.com/randevu/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Popüler Yazılarımız

Üstün Yetenekliler Eğitiminde Farklılaştırma, Modeller, Sorunlar ve Öneriler

Üstün yetenekliler eğitiminde mitler, yanlış inanışlar şeklinde gelişmiş ülkelerin akademik dergilerinde bu alandaki önemli sorunlu bakışlara bilimsel ve kanıta dayalı olarak olması gereken bakış...

Little Man Tate